28 Mart 2019 Perşembe

Maça Kızı

Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Opera, aşkım. Londra, aşkım. İkisi birlikte ilk defa gerçekleşiyor. Gelişlerim kaç yıldır hep sezon dışına denk geldi. 2019 yılının ilk operası, büyük şans ki Tchaikovsy’nin Maça Kızı (Queen of Spades), üstelik prömiyeri. Kardeşim Can, gişe görevlisinin de yardımıyla harika yer buldu. Baştan söylüyorum, ekonomik sayılmaz. Ancak değer mi? Kesinlikle!
Can, 13 Ocaktaki prömiyere 8 Ocakta iyi yer buldu. İadeler olmasa zordu tabii.
Buna da mı "mind the stairs"?
Leicester’da oturuyoruz, dolayısıyla Kraliyet Operasına yürümek sadece 10 dakika sürüyor. Maalesef ve nedeni bilinmeyen bir şekilde evden ancak çıkabildik. Sanırım BBC’deki komik Brexit tartışmalarına daldık ya da Chaby Han’a takılmış da olabiliriz. Geç kaldığımız için koşar adım -yanımızdan geçen kraliyet atları daha yavaştı- operaya vardık. Oyun matine, 15.00'da.
Temsil öncesi panoramik çalışmalarım. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Bina devasa, daha yerimizi bulacağız. Neyse dolu olan asansörlerden birine attık kendimizi. Yerimize oturduğumuzda ikimizin de sırtı sucuk gibiydi. Çok heyecanlıydım, temsil başlayana kadar Can’a biraz operanın konusundan bahsettim.
3 saatlik maratona hazır mıyız? İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Rus bale müziğinin babası sayılan Tchaikovsy'nin en meşhur operası Eugene Onegin olsa da en iyi operasının Maça Kızı olduğu söylenir. Tchaikovsy, Maça Kızı ile ilgili çalışmalara 1889'da başlıyor. Oyun 1890'da St Petersburg Mariinsky Tiyatrosunda prömiyer yapıyor ve büyük başarı elde ediyor.
Temsil kitapçığını 8 pounda aldım, Allahım sen büyüksün, lütfen kuru düşür. Kaliteli baskı.
İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Maça Kızı üç perde, tek ara ve yaklaşık 3 saat 15 dakika sürüyor. Dolayısıyla aç, susuz ve yorgun gelmemenizi öneririm.
Tek bir boş koltuk yok, orkestra da yerleşti, Maça Kızına son dakikalar. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Hollanda Devlet Operası ile ortak prodüksiyon olan Maça Kızının rejisörü Norveçli Stefan Herheim. Kuzeylilerin sanat ve tasarım anlayışını, aktör, film ve dizileri ile olaylara insancıl yaklaşımlarını (Bir bebek doğduğunda erkekler dahil kendi ördükleri hediyeleri götürüyorlar, polisleri silah dahi taşımıyor, hapishaneleri tatil köyü kıvamında, vb) severim. Stefan Herheim da bunu haklı çıkardı. Son derece orijinal bir reji izledik. Bazı yönleriyle de eleştiriye epey açık bir tarz.
Bariton Vladimir Stoyanov ile Paulina rolündeki Anna Goryachova ve Prelipa rolündeki Jacquelyn Stucker ile birlikte. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Prömiyer sonrası çıkan yazılar da bunu doğruluyor. Bazı yorumlarda ‘lavish production’ ifadesi kullanıldı. Yani gereksiz yere büyük ve masraflı anlamlarında. Guardian ve Telegraph’da 5 üzerinden 2 yıldız verenler oldu. Independent 5 üzerinden 3, Standard ve Sunday Express 5 üzerinden 4 verdi. Ben 5 üzerinden 4.2 veriyorum. Tchaikovsy’nin hayatını inanılmaz güzel yorumlamış, adeta çoklu Tchaikovsy rejisiydi diyebiliriz. Hatta çeşitli sahnelerde Tchaikovsy klonlanmıştı.
Prens Yeletsky / Tchaikovsky ve klonları. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Bir kere çok büyük bir prodüksiyondu. Kostüm ve dekorlar muazzamdı. Fransız stili pencereler, etkili ışık kullanımıyla müthiş görsellik kattı. Ankastre kütüphane, yeşil kadifeden kapitone berjerler elitizm ve dönemin imparatorluk ögelerini iyi hissettirdi. Görkemli kristal avizeler bazı sahnelerde başroldeydi.
Görkemli bir sahne. Bu avizelerin bir sağa bir sola sallandığı bir sahne vardı ki muhteşemdi, operada teknik ve güvenlik de çok çok önemli. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Kuyruklu piyano ise sonda tabut olarak kullanıldı ki ancak bir kuzeyli yaratıcılığı bunu gerçekleştirebilirdi. Fikir çok iyi. Kafesteki siyah yırtıcı kuş ise Tchaikovsy’nin kadınlardan korkusunu yansıtıyordu. Aynaların kullanımı ise muhteşemdi, Tchaikovsy’nin benliğine hapsolmuşluğunu, gelgitlerini iyi yansıttı.
Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Temsilde Tchaikovsy’nin kısmetsiz yaşantısı tüm ayrıntılarına kadar yer bulmuştu: Homoseksüelliği, intihara meyli, kadınlardan korkması, 53 yaşında intihar etmesi (koleralı olduğunu bildiği suyu içerek)... Rejisörün ana metinden ziyade Tchaikovsy’nin hayatına odaklanarak ilerlemek istediği açık.

Oyunun librettosu Tchaikovsy ile Tchaikovsy’nin kardeşi Modest’a ait, bilmeyenler için Modest da gay. 19. yüzyılda bu tercihi yaşarlarken içinde bulundukları toplumla baş etmeleri zor.

Oyunda Prens Yeletsky, Tchaikovsy’nin kendisi aslında. Sıklıkla Tchaikovsy’yi delicesine beste yaparken piyanonun başında ve beste yaptığı kağıtları sağa sola saçarken görüyoruz. Tchaikovsy, esasen oyundaki karakterleri yönetiyor (Bunlar metinde olmayan ve rejisörün eklediği hoşluklar). Arada da kendi klonundan -20-25 kişilik- koro çıkıyor, ona eşlik ediyor. Haşmetli, zengin sahnelerdi, kelimeyle aktarmak güç.
Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Maça Kızı Operası esasen Rus edebiyatçı Pushkin’in kısa öyküsüne dayanıyor: Genç asker Gherman, Liza’ya aşık olur ancak bu imkansız bir aşktır. Çünkü Liza, arkadaşı Prens Yeletsky ile nişanlıdır. Gherman, Liza’nın kendisinden hoşlanmayan büyükannesi Kontes’in iskambilde kendisine servet kazandırabilecek bir sırrı bildiğini öğrenmiştir. O gizemli üç kart sayesinde paraları kazanıp Liza'yla evlenmek istemektedir. Bir gece yaşlı kadının odasına Liza’nın yardımıyla girer ve ona bu kartların hangileri olduğunu söylemesi için yalvarır, sonunda da onu tehdit eder. Gelin görün ki kadın oracıkta ölür ve hayaleti o üç kartı söylemek üzere Gherman’a musallat olur. Gherman da her şeyini bu kartlara yatırır.
Arada incelemelerime devam ediyorum. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Kostümler, siyah-beyaz ve tonları şeklinde düzenlenmişti. Bordo maskeler Tchaikovsy’nin farklı kişiliklerine de atıfta bulunması açısından iyi düşünülmüş. Koronun saç-makyajı, erkeklerin bıyık ve sakalı ile kadınların -düğme şeklinde dudağın ortasında yoğunlaştırılan- rujları, acımasız toplum baskısını vermekte bana göre etkili ögelerdendi.
Tiffin Çocuk Korosu, oyuna kanımca büyük renk kattı. Sahne arkasından bir kare.
Koroyu çok beğendim. Harici kız ve erkek çocuk koroları ile de zenginleştirilmişti, çok iyiydi. Tiffin Çocuk Korosu ve Tiffin Erkek Çocuk Korosu, koreografiyi de harika çıkardılar. Muazzam bir müzik ziyafetiydi diyebilirim. TRT Çoksesli Korolarında geçmişi olan biri olarak ne kadar disiplin ve sorumlulukla hareket ettiklerini hissedebildim.

Bu temsil, çok yönden ilkleri barındırmasının yanı sıra, bir sonu da barındırıyordu. Maça Kızı, 74 yaşındaki meşhur İngiliz mezzo soprano Felicity Palmer’ın son oyunu. Bu prodüksiyondan sonra emekliye ayrılacağı ve hayatına sevdiği dostlarıyla devam edeceği yönünde röportaj verdi.
İngiliz mezzo Felicity Palmer'ın performansı çok iyiydi. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Solistlere gelirsek, her biri isimli kişilerden seçilmişti. Favorim Bulgar bariton Vladimir Stoyanov. Müthiş bir ses. Stoyanov, hem Tchaikovsky’yi hem Prens Yeletsky’yi müthiş bir şekilde seslendirdi. Prensin ‘Seni seviyorum, biliyorum ki sen beni sevmiyorsun…’ diyen aryası zaten müthiş bir müzik. Stoyanov’un bölümlerinde tüylerim diken diken oldu diyebilirim. Hem kuvvetli hem de yerine göre yumuşak ve nazik söyledi. Derinliği olan bir sanatçı.

Kontes rolündeki Felicity Palmer’ı beğendim. Yaşından bağımsız olarak performansı etkileyiciydi. Bu karakteri en son 20 yıl önce seslendirmiş. Liza karakterini seslendiren Hollandalı soprano Eva-Maria Westbroek’ta sanki prömiyer heyecanı vardı. Yine de Eva-Maria, Eva-Maria’dır yani.
Eva-Maria Westbroek. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Son olarak orkestraya değinmeden geçmem imkansız. Olağanüstü çaldılar. Yaşanmışlıkta dolu olduğunu her notasında hissettiren Tchaikovsky’nin müziğine müzik kattılar denebilir. Adamın müziğindeki kapsayıcılığı içimizde hissedebiliyorduk. Çok iyiydi. Çıkışta ‘Rejiden bir şey anlamadım’ diyenleri duydum; ancak sadece solistler, koro ve orkestra için bile görülmeye değer bir iş.
Yanımdaki uykucu arada salonu terk etti, mesudum. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Rahatsız edici tek şey, yanımda oturan kadının, oyunun başından itibaren eşinin omzunda uyuması oldu. Dönerek yattığı ve kilolu da olduğundan kadının üçte biri, oyunun ilk bölümü boyunca üzerimdeydi. Bu nasıl bir rahatlık anlamadım. Kilo sorunum olsa ve operaya uyumaya gidecek kadar param da olsa çift koltuk satın alırdım. İyi fikir bence. Neyse ki ilk arada eşi kolundan tutup götürdü de yerler boşaldı, biz de rahatladık.
Temsil sonu, ekip selamda, alkış büyük. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Büyüleyici bir müziko-dramayı, saykodelik bir reji ile izledik. Kafa karıştırıcı yönleri var. Londra’da olan ya da Londra’ya gidecek meraklıları, bu prodüksiyonu kesinlikle kaçırmamalı. İstanbul'da olanlar da Maça Kızı'nın Londra'dan canlı yayınını Zorlu PSM'de izleyebildi. Güzel bir imkan.
Dekor ve kostümleri çok beğendim. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Çıkışta biraz binayı gezdik. Restoranları, farklı farklı salonları, önceki temsillerden kostüm ve tasarım örnekleri ile hoş bir ortam.
Ufo Can'a indi, Can biraz daha ortala. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.


Erken gelip yemek yenebilir. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Göze hitap ediyor. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
İhtiyaç molası için aşağı iniyorum, ortam bu. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Vay Can, çalılıklara mı saklandın? İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Sonra operanın yakınındaki The Chandos Pub’a girdik. Canım klasik fish&chips w beer istemişti. Kocaman eski bir pub burası. İçeri bir girdik ki insanların çoğu küloduyla dolaşıyor. Can dedi ki "Üniversiteliler bir kıyafet(sizlik) partisi düzenliyor herhalde".
The Chandos'un üst katındaki Opera Room. 13 Ocak 2019, Londra.
Bu muhteşem opera akşamının üstüne çığlık çığlığa bağıran doncuları çekemeyecektik. Pub'ın üst katındaki ‘Opera Room’a çıktık. Baktık ki bu katın da yarısı öyle, koltuklu rahat bir yer bulup çöktük artık. Ortam komikti, pantolon ya da eteğini çıkarmak istemeyenlere mahalle baskısı yapıyordu çıplak İngilizler. Baskıya dayanamayıp çıkaran her kişi için de kulakları sağır eden bağırışlar geliyordu.

Güzel yemeğimizi yedik, üstüne ilave biralarımızı da içerek evin yolunu tuttuk. Gece evde haberlere bakarken anladım ki 17 yıl önce NY’de başlayan ve diğer dünya kentlerine de yayılan metroda pantolonsuz yolculuk eyleminin Londra’daki günüymüş (13 Ocak). Bulur beni illa ki. Ey İngiliz, metroda çıplak yolculuk ettiniz, milli mekanınız pub’ınızda da giyininiz artık! Teşekkür ederim.
Metroda Pantolonsuz Yolculuk adlı parodinin Londra şubesi.

3 Mart 2019 Pazar

Beklenmeyen Şahit

Londra

Londra. Cuma. Sezon. Uçakta Binnur Kaya var. Hepsi olumluya işaret. Çıkıştaki uzun pasaport kuyruğunda Binnurla birlikte beklemiş olmaktan mutluyum. Vesileyle elimdeki kitap bitmeye yakın hale geldi. Kuyruk ise bitmek bilmiyordu. S şeklinde dönüp dururken her seferinde aynı bıkkın yüzlere bir baktım bir bakmadım. Kuyruk çilesini telefon görüşmeleriyle azaltmaya çalışan birinin 'Aa şu kadın, kimdi yaa, hani var ya Avrupa Yakasındakiii, ayy şey şey Şahika Şahika var ya, o işte! Kızım çok kilo almış yaa!' diye bağıran bet sesini dinledik, Binnur da rahatlıkla duymuştur.

Tek aktarmayla West End'deydim. Şifreyi girip binaya girdim, mavi halı kaplamalarında valizi zıplata zıplata tırmandım, malum bu bölgede asansörlü tarihi bina zor. Neyse valiz 11 kilo yok. Yaklaşık 100 merdiven sonra tekrar şifreyi girip kardeşim Can'ın evine giriş yaptım. Tabii ironik; giriş-çıkışlar tekno, ancak aradaki tırmanışlar doğal kaya tırmanışı.
Tanesi 42,5'tan 85 pounda güzel iki yer bulduk. Pahalı gibi görünse de bana güvenin, buna değer.
Sezonda Londra'da olmak ayrıcalık. Opera biletlerimiz ben gelmeden hazırdı; Pinter oyun serisi kafamdaydı ancak internet bilet fiyatları 100 pound civarında olduğundan, belki gişeden şansımız olur diye almadık. Diğer aktivitelere de burada karar vereceğiz.
Eski Londra Belediye Meclisinde bir mahkeme kuruluyor. Agatha Christie'nin Beklenmeyen Şahit'i (Witness for the Prosecution).

Ertesi sabah evin balkonetinden seslendiğimiz TKTS'e uğradık ve Can'ın epeydir bilet kovaladığı Agatha Christie'nin Witness for the Prosecution oyununa yer bulduk. Yerler yan yana değil ama çapraz çapraza, sorun değil.
The Delaunay'da Viyanalılar, 12 Ocak 2019, Londra.
Evde kahvaltının ardından Delaunay'e geçtik, delilo delilo diyerek. Esprilerim bazen çok kötü oluyor benim ya... Burası koyu ahşaplı, kibar ötesi garsonlu, sakin Viyanalı bir ortam, severiz. Derhal apfelstrudel-amerikano kombomu söyledim ve The Times'a göz atmaya başladım. Can da bir sacher törte söyledi, nasıl bitirdi onu anlamadım. Hey gidi Viyana Operası, Can. Times'ın kültür sanat köşesine bir baktım, sonsuz alternatifli Londra sahnesinde seçtiğim oyunu ilk sırada önermişler, mutlu oldum.
The Times da Pinter serisini baş tacı yapmış.
Sonra Covent Garden'a geçtik, geleneksel geyikli yeni yıl Covent fotolarımızı çekip tiyatro yoluna revan olduk.
Covent Garden, 12 Ocak 2019, Londra.
Her seferinde bu geyikli seriyi yapmadan rahat edemiyoruz.
Covent Garden, 12 Ocak 2019, Londra.
Dear deer herhalde, ondan... Dur ya ben çekileyim, maksat geyik çıksın.
Covent Garden'da komiklik şakalar, 12 Ocak 2019, Londra.
Bu kadar geyik yeter diyerek 20-25 dakikalık yürüyüşle South Bank tarafına geçtik. Oyun 14.30'da, London County Hall'da, yani eski Londra Büyükşehir Belediyesi. Barok bina, 1922 yılında Kral 5. George tarafından açılmış ve 1986 yılına kadar belediye binası olarak kullanılmış. 90'lı yılların başında özel yatırımcılara satılmış. Mevcut durumda otel, restoran ve pek çok etkinliğin yapıldığı bir merkeze dönüşmüş.
Agatha Christie'nin Witness for the Prosecution oyunu için County Hall'dayız. 12 Ocak, 2019, Londra.
Bina o kadar büyük ki, ine çıka epey aradık oyunun gerçekleşeceği katı. Her Londra dönüşümde insanların 'kilo vermişsin' demesi bundan sanırım. Ben kilomu dahi bilmem ama sıkı takip eden bir kitlem var. Tişikkürler.
Görevliler dahi katları şaşırabiliyor bu devasa mekanda. County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.
Burası The Chamber at London County Hall. Orijinalinde belediye meclisi olarak kullanılmış ve at nalı şeklinde tasarlanmış olan salonun, dört adet de galerisi var.
The Grand Chamber at London County Hall. Sağ kapıdaki 'ayes' ve sol kapıdaki 'noes' tabelalarına dikkatinizi çekerim. Sağlam lobicilik tabelaları, çok hoş ve manidar.

Eskiden halk ve basın mensupları, bu salonda olan biteni, üst galerilerden canlı takip edebiliyormuş. Belediye meclisinde bir mahkeme oyunu izleyeceğiz. Nasıl fikir? Muhteşem.
Can salona hayran kaldı. Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.
Yerlerimize yerleşip heybetli salonu incelemeye başlıyoruz. Koltuklar son derece geniş. Yeni dünyada nerede kaldı bu rahatlık, bacak mesafesi...
4. sıra, 106 numaradayım. Yerim güzel. Witness for the Prosecution,
County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.
Sahnenin tam ortasında basit bir tabure duruyor. Mahkeme, sanığı çok zorlayacak, belli.
Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.
Saat tam 14.30, salon kararmaya başlıyor. O sırada tam karşımda bir hareketlenme fark ediyorum: Jüri üyeleri, tiyatro görevlisinin uzattığı İncil'e el basıp yemin ediyorlar. Üyeler arasında çocuklar ve yaşlılar da var ve izleyiciler arasından seçilmişler. Harika fikir! Yemin töreninin kısa videosu için buraya tıklayabilirsiniz.
Belediye meclis üyesi olsam not defteri, dolmakalem ve gözlük olurdu herhalde bu sırada.
Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.
Witness for the Prosecution, Agatha Christie'nin (1890-1976) ilk olarak 1925'te yayımlanan Traitor Hands adlı kısa hikayesinden kendisi tarafından uyarlanmış.
Oyun başlamadan önce birkaç panoramik çekim yapıyorum. Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.

Christie'nin 1952'de prömiyeri yapılan meşhur Fare Kapanı (Mousetrap) oyununun başarısının ardından, Christie'nin yapımcısı Peter Saunders, Christie'den Witness for the Prosecution'ı sahneye uyarlamasını ister. Ancak Christie pek yanaşmaz ve Saunders'a çok istiyorsa gidip kendi yazmasını söyler.
Heyecanla oyunu bekliyorum. Witness for the Prosecution,
County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.
Saunders da büyük bir azimle Christie'nin dediğini yapar, ancak Christie onun uyarlamasını beğenmez ve kendisi sadece üç haftada baştan kaleme alır. Oyun 1953'te prömiyer yapar.
Oyun arasında. Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.
Leonard Vole zengin dul Emily French’i öldürmekle suçlanıyor. Üstelik French, ölmeden önce Vole’u birinci varisi olarak atamış ancak Vole’un evli olduğunu bilmiyor. Dolayısıyla savunma güç durumda.
Inspector Hearne, tutuklama emriyle gelir. Leonard Vole, şoktadır. Canlandıran Simon Roberts tam bir müfettiş tipi değil mi sizce de? Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.

Genç adamın idamdan kaçmak için avukatlarıyla birlikte verdiği mücadeleye şahit oluyoruz. Prodüksiyonu çok beğendim. Sık değişen dekorların oyuncular tarafından (hafif karatma ile ancak görebiliyorsunuz) taşınmasında bile koreografi yapılmış, adeta dans eder gibi ritmik bir şekilde taşıdılar sehpaları, masaları, halıları... Hiç göz yormadı.
Leonard Vole'un avukatlarından Sir Wilfrid Robarts, dava üzerinde çalışıyor.
Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.

Birbiri ardına gelen çelişkili tanık ifadeleri, davayı iyice zora sokuyor.
Cinayete kurban giden Mrs French'in hizmetçisi Janet Mackenzie, 'Katil Vole!' diyor.
Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.

Vole’un 2. Dünya Savaşı mağduru Alman karısı Romaine ise, mahkemenin gidişatını değiştiriyor. Önce kocası aleyhine ifade veren Romaine, sonra kendisini tehlikeye atma pahasına, bir dizi şaşırtan olaya imza atıyor. 
Leonard Vole'un Alman karısı Romaine, çok akıllı bir kadın ve kendine güveniyor. Romaine'i canlandıran oyuncu Emma Rigby, mükemmel performans gösterdi. Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.
Agatha Christie’nin en başarılı oyunlarından sayılan bu gerilim, biz izleyicileri oyunun sonuna kadar şaşırtmayı biliyor.
Cinayet günü Leonard Vole'un üzerindeki ceket kanıt olarak gösteriliyor. Kan lekeleri olayı açığa çıkaracak mı? Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.

Leonard Vole, suçlu mu değil mi? Son ana kadar anlayamıyoruz, tansiyon hep yüksek. 
Hakim, mahkemeyi sık sık düzene davet etti. Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.

Kendimi gerçek bir mahkeme salonunda bir ceza davası izliyormuş gibi hissettim, sanki hepimiz ayrı birer jüri üyesiydik (Gerçek jürinin ne karar verdiğini burada açıklamıyorum.).
Savcı, Vole'u bir hayli zorluyor. The Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.

Tabii bunda güçlü efektlerin, müthiş ışıklandırmanın, bir anda kapanan kapıların, üst galerilerden oyuna beklenmedik anda katılan oyuncuların da büyük etkisi oldu. Bu tarihi mekan her anlamıyla mükemmel kullanılmış. Yönetmen Lucy Bailey ve tasarımcı William Dudley müthiş iş çıkarmışlar.
Vole masum mu yoksa büyük bir sahtekar mı? Witness for the Prosecution, County Hall, 12 Ocak 2019, Londra.

Bu harika prodüksiyonu Londra'da olanlara ya da Londra'ya gideceklere ısrarla tavsiye ederim. 
Oyun öncesinde ve arasında açılan barlardan biri tam karşıda. 'Mahkeme ertelendi' yazmışlar barın önüne de, hani oyun arasına çıktığınızda hoş sürpriz. 'İçkinizi için, dondurmanızı yeyin, mahkeme 20 dk sonra devam edecek' babında. Prodüksiyon dediğin budur, salon içinde ya da dışındaki her şey, ince ince düşünülerek tasarlanmış.
Binada oyun sırasında iki ayrı bar açılıyor. Sıra beklememek için önceden sipariş vermek de mümkün. Organik dondurmaları ise meşhur ancak karnımız aç olduğu için tercihimizi yemekten yana kullandık ve oyun bitiminde soluğu yakınlardaki Ping Pong Chinese Dim Sum'da aldık. 
Ping Pong'da ziyafet. 12 Ocak 2019, Londra.
Allah ne verdiyse söyledi sanırım Can. Masamız cennetti, esasen de tam bir dumpling cenneti. Güzel bir yemekti. Her zaman olduğu gibi ayağımızı sürüdük ve bizden sonra yaklaşık 20 kişilik bir sıra oluştu mekanın girişinde.
Yerken çekme diyorum, dinletemiyorum. 12 Ocak 2019, Londra.
Bu harika oyun ve yemeğin ardından ginger latte'lerimizi yudumlayıp West End'in yolunu tuttuk.

16 Şubat 2019 Cumartesi

Ninatta

Tabii bir heyecan oluştu. Bir Türk operası. Adı Ninatta. Adı albenili sayılır. Librettisti Ahmet Ümit, bestecisi Türk. Aklıma hemen ilk Türk operasının yazımı için yönlendirme yapan Atamız geldi. Atatürk, İran Şahının Ankara’yı ziyareti için Ahmet Adnan Saygun’a besteletmişti ilk Türk operası Özsoy’u. Yıl 1934. Vizyon sahibi olmak çok başka bir şey. Her ikisine de Allah rahmet eylesin. Sevdiğim bir Adnan Saygun eserini çalmıştım, göz atmak isteyenler buraya buyursun.

Oyun 16.00’da. Baktım trafik çok, Kadıköy’e metroyla gitmeye karar verdim. Gayet kolaymış, tam 1 saatte Kadıköy Çarşıdaydım. Deniz daha yolda, vakit de var, soluğu Cafer Erol’da aldım. Bol tarçınlı paket bozama sarılıp ağır adımlarla Süreyya’ya yürüdüm, aa boza ne çabuk bitti!

Yerimiz köşe locada. Dolayısıyla sahnenin sol tarafı görüş alanımızın biraz dışında. Ne yapalım, ara ara balkondan sarktık tabii.
Ninatta Operası 
Oyuna gelirsek, Ahmet Ümit bu ilk librettosunu kendisine ait 2006 tarihli Ninatta’nın Bileziği adlı kitabından uyarlamış. Ninatta, besteci Evrim Demirel’in de ilk operası.

Ninatta esasen bir aşk öyküsü ancak bunun çevresinde hak, hukuk, adalet, barış gibi temaları yoğun şekilde içeriyor. Hititler dönemindeyiz, yani Anadolu’nun ilk imparatorluğu; kentleşmeyi, tarımı, ticareti devlet düzeyine taşımış bir medeniyet. Kurdukları devletin temeli adalete dayanıyor. ‘Adalet mülkün temelidir’ ilkesini ilk benimseyen medeniyet de Hititler. Sanat, kültür, müzik ve çalgılarda da çağ açtıklarını biliyoruz.

Ninatta 3300 yıl önce yaşanmış bir aşk öyküsünü anlatıyor olsa da yeryüzünün en büyük ilk çatışması sayılan Kadeş Savaşı çevresinde geçiyor. Mısır ve Hitit saraylarının entrikaları, kan, iktidar hırsı ve acılar içinde yaşanan bir kara sevda. Panku Meclisi’nin soylu kızı Ninatta ile asil savaşçı Nuvanza, tüm oyun boyunca birbirlerinin adını tekrarlıyorlar.
Ahmet Ümit'in ilk librettosu ile Evrim Demirel'in ilk operası: Ninatta.

Rejisör Mehmet Ergüven, Ninatta’yı sahnelerken şöyle söylemiş: ‘... Şu noktada uzlaşalım: Aşk, sınırları zorlamanın ötesinde, yıpranmış doğrulara teslim olan statükonun silkelenmesiyle eş anlamlıdır. Unutmayalım: Kurulu düzen yasal olanın tek taraflı belirlendiği bir hücreye hapseder bizi; aşk, sınırsız özgürlük istenci olarak, bu hücrenin duvarlarını darmadağın eder hep...’ Çok güzel ifade etmiş.

Makyajlar, Hitit kostümleri ve solistler ile koronun performanslarını beğendim. Ancak THY’nin Ridley Scott tarafından çekilen 6 dakikalık Super Bowl reklamında olduğu gibi ‘Tam olarak nedir?’ dedim doğrusu. Bazı bazı anlamadım yani Ninatta’yı. Zaman zaman böyle eserlerde seyirciye de bir alan bırakılır, itirazım yok, geçen ay Londra’da izlediğim Çaykosvski’nin Maça Kızı Operasının sonunun seyirciye bırakılması gibi... Ancak, Ninatta’da bir şeyler eksikti. Benim açımdan tat vermedi. Aşk acısını anlıyoruz, Kadeş’e giden sevgilisini bekleyen Ninatta kıvranıyor, tamamdır, ancak oyunun ciddi bir kısmı Ninatta Ninatta! Nuvanza Nuvanza! diye seslenerek geçiyor. Konu, yer, ve zaman boyutu değerlendirilerek şiirsel bir tarzın tercih edildiği belli. Ya da bilmiyorum, ben romantik değilim. Sondaki, Ninatta'nın suratını kırmızı rujla boyama bölümü de klişe kaldı maalesef.

Dekorlar daha çeşitli olabilirdi. Madem Hitit var, Mısır var, savaş var, sembolik bir savaş arabası tasarlanabilirdi. Yine, sahnenin ön sağında, bir televizyonda dönen ve modern zamanda geçen filmin vermek istediği mesaj neydi? Şunu mu demek istiyordu: Aşk her çağda acılı, sancılı.
Bahsettiğim televizyon işte bu, temsil arasında birisi çekmiş. Ninatta, Süreyya Operası, 15 Aralık 2018, İstanbul.


























Temsilin bazı bölümlerinde, operanın bestecisi Evrim Demirel’in sahneye çıkıp canlı video çekimi yapması fikri enteresan, biraz da zorlama. Bana göre çok dikkat dağıttı. Dağılan dikkati toplamak amacıyla sahne önündeki televizyonda dönen film yerine, Demirel’in sahne üzerinde canlı çektiği görüntüler verilseydi çok hoş olabilirdi. Dikkatler direkt televizyona döneceği için bestecinin sahne üzerindeki varlığı da pastel geçilmiş olurdu.

Suflöz arkadaşların sesleri çok duyuldu, rahatsız ediciydi. Sesli konuşmak ile sufle vermek arasında ciddi bir eşik belirlemek gerekiyor sanırım.
Arinna rolündeki mezzo soprano Jaklin Çarkçı Süreyya izleyicisini selamlıyor. Lütfen Çarkçı'yı daha güzel giydirin, Rake's Operasında da aynı tür etek ve bot giydirilmişti. Ninatta, Süreyya Operası, 15 Aralık 2018, İstanbul.
























Sesinin yanı sıra teatral yönü de çok etkili olan Jaklin Çarkçı’yı, piyano öğretmenim Esen Abla’yı, bas Caner Akgün’ü, değerli tenorlar Erdem Erdoğan ve Engin Yavuz’u izlemek çok güzeldi. Hitit askeri Nuvanza rolündeki Erdem Erdoğan’ın performansını beğendim, makyajı muazzamdı. Ninatta’ya aşık olan İnara’nın babası Zuvappiş rolündeki Engin Yavuz’u da müthiş yaşlandırmışlar. Oyun kartoletlerine makyaj sanatçılarının da adları yazılmalı. Bu arada İnara rolündeki Serkan Bodur’un performansı da iyiydi.
Sol başta Zuvappiş Engin Yavuz, ortada Ninatta Özgecan Gençer'i görüyoruz (Yanaklardaki kırmızı ruj da görünüyor).
Ninatta, Süreyya Operası, 15 Aralık 2018, İstanbul.


Ninatta’yı önceki yıldan beri merak ediyordum, son temsile yetiştim. Türkçe bir opera izlediğim için mutluyum, emek verenlere ve biletleri alıp beni davet eden Denizciğime teşekkür ederim.

Özgün adı: Ninatta
Libretto: Ahmet Ümit
Dünya prömiyeri: 2 Aralık 2017, Kadıköy Süreyya Operası, İstanbul
Orkestra Şefi: Zdravko Lazarov
Rejisör: Mehmet Ergüven

1 Ocak 2019 Salı

Falstaff

Falstaff, Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.

Bu yılı ‘iyi ki izledim’ dediğim prodüksiyonlardan biri, Falstaff operasıyla açmak istiyorum. Sevgili arkadaşım Özgür’le uzun zamandır planladığımız buluşmamızı Falstaff’la taçlandırdık. Yıllar önce seslendirmede tanışmıştık, sonra çok iyi dost olduk.
Ford, Signor Fontana kılığında Falstaff'a para teklif ederken. Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.
En büyük zevklerimden biri, açık havada Beşiktaş’tan Kadıköy’e vapurla geçmek ve ardından Süreyya’ya yürümek. 13.15’de Kadıköy Çarşıdaydım. Biraz dolandım, sonra bir dükkanın önünde Özgür’ü beklemeye başladım. Yanıma güler yüzlü yaşlı bir hanım (H) yanaştı, içimden ‘herhalde para isteyecek’ diye düşündüm. Sonra pat diye;

H: Güzelim deme, bir sivilce yeter.
Z: Anlayamadım?
H: Çok güzelsin canım ama bir sivilce yeter.
Z: Haha! Teşekkür ederim. Doğru söylüyorsunuz ama güzelim demiyorum ki, sorun yok yani.
H: Olsun, güzelsin. Ben sana formülü söyleyeceğim, kurtulacaksın.
Z: Nedir formül?
H: Zerdeçal kullanacaksın her yemekte, gör bak! Hadi bana eyvallah!
Z: Tamam kullanayım, teşekkür ederim! (Arkasından baka kalır…)

Bu ilginç diyalogdan hemen sonra Özgür geldi, gülmekten öldük. Çiya’nın leziz yemeklerinden yedikten sonra, Özgür’ün oğlu Can’ın tavsiye ettiği güzel bir kahveciye geçtik. İki lafın belini de güzel kırdık, araya uzun zaman girince... Oyun 16.00’da olduğundan, vakitlice Süreyya’ya geçtik.

Yine bir Shakespeare-Verdi ortaklığı. Falstaff, Giuseppe Verdi’nin 80 yaşındayken yazdığı son operası ve ustalık eseri olarak geçer. Her yönden doyurucu, kompleks bir eser. Kaçırmadığıma çok memnunum.
Windsor'un Şen Kadınlarının planı tuttu. Alice'in kocası Ford, evi bastığı için Falstaff'ı çamaşır sepetine saklıyorlar. 3 Kasım 2018, Süreyyla Operası, İstanbul.

Bana göre Verdi, gelmiş geçmiş en önemli opera bestecisi. “Allah verdi de Verdi’yi idrak ettik” diye de bir espri yapayım. 19. yüzyılda yaşamış, 20. yüzyılın başında ölmüştür. Donizetti’den sonra İtalyan operasının adeta tarihini yazmıştır. Bizde yıllarca görev yapan, sanat ve operamıza büyük katkı veren Donizetti Paşa’ya da sonra değiniriz. Verdi’nin ilk dönem çalışmaları Ernani, Il Trovatore, La Traviata, ikinci dönem Aida, son zamanlar da Otello ve Falstaff olarak sayılabilir. Kişisel favorilerim I due Foscari ve Rigoletto operalarıdır. Verdi’nin en kritik özelliği bence vokallerin zorluğu. Falstaff da esasen çalması ve söylemesi zor bir opera. Verdi’nin operalarının librettoları ise romantik dönemin şair ve yazarlarından uyarlanır genelde. Dumas, Byron ya da Shakespeare gibi. Falstaff operası da, Shakespeare’in “Windsor’un Şen Kadınları” adlı oyunundan İtalyan şair, romancı ve libretto yazarı Arrigo Boito’nun yaptığı bir uyarlama.
Sir John Falstaff, iki kadına da aynı aşk mektubunu yazmakla meşgul. Falstaff, Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.

Zaman IV. Henry dönemi (1399-1413), yer Windsor İngiltere. Opera bir handa başlar. Masada ziyafet verilmiş ve bitmiştir. Bir hokka, kalem, kağıt. Sir John Falstaff yazdığı mektupları balmumuyla mühürlemekle meşguldür. Uşakları da oradadır.
Kendini akıllı zanneden Falstaff'ı uşakları da motive ediyor.
3 Kasım 2018, Süreyya Operası, İstanbul.
Çapkın ve şişman Falstaff’ın kötü emelleri söz konusudur. Evli ve iki yakın arkadaş olan Alice Ford ve Meg Page’i baştan çıkaracaktır ancak esas niyeti zengin kocalarının servetine konmaktır.
Falstaff, Alice'in evinde tuzağa düşürülmeden hemen önce hazırlıklar devam ediyor.
Falstaff, Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.

Shakespeare’in mükemmel komedisi Windsor’un Şen Kadınları’nı temel alması nedeniyle, son derece ritmik ve hareketli bir opera (Commedia dell’Arte). Diyalog çok ve hemen tüm solistler eşit katkı veriyor. Herhalde Verdi’nin son operası olması nedeniyle melodik olarak Verdi’nin önceki çok meşhur operalarından alıntılar da içeriyor. Tek kelimeyle muhteşem bir eser!
Boynuzlar Falstaff'a geliyor. 3 Kasım 2018, Süreyya Operası, İstanbul.

Solistlerden, teatral ve müzikal olarak ilk favorim Alice Ford’u canlandıran Deniz Yetim oldu. Deniz Yetim, kostümü de olağanüstü taşıdı. Sonraki favorim Mistress Quickly’yi (Falstaff’ı oyuna getirmek için Alice’e Falstaff’la randevuyu ayarlayan, aynı zamanda Alice ile Meg’in arkadaşı) canlandıran Deniz Erdoğan Likos, harika bir sese sahip. Sir John Falstaff’ı canlandıran Kevork Tavityan, ses ve teatral anlamda her zamanki gibi olağanüstüydü.
Mistress Quickly ile Falstaff.

Genel olarak reji, kostüm, dekor, ışık mükemmeldi. Türkiye’de uzun zamandır bu kadar doyurucu bir prodüksiyon izlememiştim.
Oyun sonu selamı, ortada orkestra şefi Roberto Gianola. Falstaff, Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.

Eseri sahneye koyan İtalyan rejisör Renato Bonajuto (79 doğumlu), çok iyi iş çıkarmış, grazie Renato! Falstaff'ı daha önce farklı operalarda 4 defa daha sahnelemiş, beşincisi İstanbul Operası. Orkestra şefi de Roberto Gianola. Anlayacağınız eser, İstanbul Operası prodüksiyonu ancak mimarları A’dan Z’ye İtalyan.
Alice Ford'u canlandıran Deniz Yetim mükemmel performans gösterdi, büyük alkış aldı.
Falstaff, Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.

Aşk, para, kandırmaca, hırs, entrika gibi tüm duyguların yer bulduğu karmaşanın sonunda hayatın aslında bir şakadan ibaret olduğuna değinen bu operayı, yeni sezonlarda tekrarlanması durumunda kaçırmayın diyor, mutlu yıllar diliyorum.
Bitmesin ama lütfen! Nasıl da tufaya geldin Sir Con Falstaff?!, Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.

Özgün Adı: Falstaff
Zaman, yer: 15. yüzyıl, Windsor, İngiltere 
Libretto: Arrigo Boito
Dünya prömiyeri: 9 Şubat 1893, Teatro ala Scala, Milano
Orkestra Şefi: Roberto Gianola
Rejisör: Renato Bonajuto


Türkiye prömiyeri: 15 Nisan 2004, İzmir Devlet Opera ve Balesi
Son prömiyer: 7 Nisan 2018, Kadıköy Süreyya Operası, İstanbul

Özgür'le oyun sonu neşesi. Süreyya Operası fuaye, 3 Kasım 2018, İstanbul.