tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2020 Cuma

Tarihe Not Düşmek

Serge Renko ve Marc Citti, Tarihe Not Düşmek, Fransız Kültür Merkezi, 15 Kasım 2019, İstanbul.

Şirketteki ekibimizin sanata duyarlılığı yüksek, uzun süredir birlikte bir şeyler yapalım diyorduk. Ömür, İKSV Tiyatro Festivali’ni takip ediyordu ve Burçak’la birlikte festivalden bir oyun seçtiler. Cuma iş çıkışı Kanyon’da güzel bir yemek yedikten sonra metroyla Taksim’e geçtik. Oyun Fransız Kültür’ün salonundaydı. Bu da ayrıca hoşuma gitti, en son Pelin’in küratörlüğünü yaptığı bir fotoğraf sergisinin açılışı için Özgür’le birlikte gitmiştik. Avlu şeklindeki bahçesini ve ambiyansını severim.

Fransız Kültür’ün yoğun önlemli kapısından geçerken anladım ki Ömür’ün bana önceden verdiği bileti ofiste unutmuştum. Neyse içeri girdik, birer kahve aldık ve avluda yudumlamaya başladık. Salona doğru yürürken bir yandan içeri nasıl gireceğimi düşünüyordum ama bir yandan da bu oyunu izleyeceğimi hissediyordum. Kapıdaki sempatik görevli beni yöneticisine götüreceğini söyledi, birlikte tekrar avluya çıktık. Orada bulduğumuz yöneticisine durumu anlattım ve hemen ‘Normalde asla izin veremiyorum ama bu seferlik tamam, sorun olmaz’ dedi. Teşekkür ederim Mr Yönetici.
Bizim ekiple Fransız Kültür'deyiz. Tarihe Not Düşmek Oyunu, 15 Kasım 2019, İstanbul

Başlayana kadar adı dahil, oyun hakkında en ufak fikrim yoktu, önceden bakma fırsatım da olmamıştı. Bomboş bir sahne, tek bir bank ve yere saçılmış kâğıtlarla başladı. Tirad yapar gibi konuşan iki adam. Fransız bir kumpanyanın Fransızca dilindeki oyunu. Buna da ayrı sevindim. Kısa süre sonra anladım ki oyun, Charlie Hebdo saldırısını anlatıyor. Ancak anlatırken olayın arka planını ve sonrasındaki düzeni de çok güzel veriyor.

Ocak 2015’te Paris’in göbeğinde iki Fransız vatandaşı tarafından saldırıya uğrayan 50 yıllık mizah dergisi Charlie Hebdo’nun baş editörü dahil sekiz çizeri, iki polis ve toplamda on iki kişi hayatını kaybetmişti. Akabinde tüm dünya “Je suis Charlie” (Ben Charlie’yim) sloganı ile olayı protesto etmiş, Fransızlara destek olmuştu.
Charlie Hebdo, dünya olayları hakkında her daim bir eleştirisi olan sol tandanslı çok meşhur bir dergi. Radikaller tarafından neden saldırıya uğradığını anlamak zor değil. Ocak 2015 olaylarından önce de Charlie Hebdo’ya molotof kokteyli atıldığını hatırlıyorum. Hz. Muhammed’li çok sayıda karikatürü yüzünden hemen bütün çizerlerinin başına ödül koyulmuştu ancak onlar çizmekten vazgeçmediler.
Sevdiğim çizerlerden Brezilyalı Carlos Latuff, Charlie Hebdo olayını böyle görmüştü.
Bu saldırı aslında bölünen bir toplumun, tekrar bir olmasını sağladı. Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın çağrısıyla dünya liderleri Paris’te bir protesto yürüyüşü yapmış, hatta en ön sırada yer almak için liderler arasında çekişme yaşanmıştı. Protokole göre Ahmet Davutoğlu'nun o gün yürüyüşte ikinci sırada yer alması gerekirken nasıl ilk sıraya geçtiğine ilişkin perde arkası da epey konuşulmuştu.
Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, saldırıya karşı Paris’te gerçekleşen yürüyüşe katılmıştı. Bu fotoğrafın bir önemi de batılı liderlerin yanı sıra Filistin, İsrail, Türkiye devletlileri ve Ürdün Kral ve Kraliçesinin bir arada olması. Bu yürüyüşe 1,5 milyon kişi katılmıştı. Ocak 2015, Paris.

Bu oyun, saldırının ardından aynı yıl içinde yayınlanan ve tarihçi Patrick Boucheron ile yazar Mathieu Riboulet’nin bu olayları tüm çıplaklığıyla kaydetmek amacıyla yazdıkları ‘Prendre Dates’ adlı kitabından Delphine Ciavaldini tarafından uyarlanmış. Yani kitap yetmemiş, bir de tiyatrosunu yapalım ve tüm dünyada festivallerde durumu anlatalım, canlı tutalım demişler. Fransızlar protesto kültüründe tüm dünyadan her daim önde oldu, burada da benzer bir tarz hissettim. İlginç bir anekdot geldi bu noktada aklıma: İki yıl önce Güney Amerika’dan Air France ile dönecekken, Air France işçilerinin grevi nedeniyle Emirates ile dönmüştüm. Fransız’ın protestosu olsun diye bir şekilde Arap’ın desteğini almış olduk. İronik.
Oyunun Türkçe adı da hoş: ‘Tarihe Not Düşmek’. Oyuncular, Serge Renko ve Marc Citti. Oyuncudan çok anlatıcı demek daha doğru olur.

Oyunu bir belgesel izliyor gibi izledim ve Charlie Hebdo olayını farklı açılardan anlama fırsatını buldum. Metin sağlam, konu ürkütücü. Oyunla ilgili değilse de Charlie Hebdo saldırısıyla ilgili kişisel özetim şu: Sömürgenizden ülkenize birkaç nesil önce gelip, banliyönüzde doğup, okullarınızda eğitim alan ve Fransız pasaportu taşıyan iki kişi, yani esasen içinizden iki yurttaşınız, kendilerinin dini kökenlerine hakaret ettiklerini düşündükleri diğer yurttaşlarınızı (ülkenin en iki karikatürist ve çizerlerini) roketatarlarla tarıyor. Durum Rusların matruşkasına benziyor. İç içe konular, çıkmaz sokak…

Charlie Hebdo, en değerli çizerlerini -hatta bazılarına düşünür demek mümkün, çünkü Chomsky’den daha yüksek etkileri vardı- kaybetti ancak yayın hayatına devam ediyor. Hatta bu saldırı sonrası çıkan ilk sayısı Türkçe dahil 16 dilde yayımlandı ve korkmadan kapakta yine Hz. Muhammed’in karikatürüne yer verdiler. Bu düşünce özgürlüğü için çok kararlı ve cesur bir hareketti. Çizimde gözü yaşlı Hz. Muhammed “Je Suis Charlie” (Ben Charlie’yim) yazılı bir dövizi tutuyor, üstte de “Tout est pardonné” (Her şey affedildi) yazıyordu. Derginin genel yayın yönetmeni 3 milyon baskıyla çıktıkları bu sayı ile ilgili "En önemlisi Türkçe baskı çünkü Türkiye’de anayasal laiklik saldırı altında” demişti.

9 Şubat 2020 Pazar

Zengin Mutfağı

Zengin Mutfağı, 18 Haziran 2019, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu, İstanbul.


2020 hızlı başladı. Dünyada ve Türkiye'de bir dolu olumsuz olay yaşandı ve etkileri sürüyor. Hız konusu benim açımdan da benzer gelişti. Bunun yanında kişilerin aşırı hızlı değişimini gözlemlemek durumunda kaldım. Sorun değil, olur öyle arada. Bunların toplamına deneyim filan diyorlar.

Geçen yıldan izi kalsın istediğim birkaç etkinliği yazacağım.

Şener Şen 14 yıl sonra Zengin Mutfağı ile sahnelere dönmüştü ve bu fırsatı kaçırmamak lazımdı. Bunun gibi yok satan etkinliklere Biletix'ten yer bulma konusunda Burçak'ın üstüne tanımam. Satışa çıktığı anda haber verecekti. Ve haber verdi, bana iki kişilik dedim, dememe kalmadan kendisininkiyle birlikte üç bileti 5 dakikada aldı. Duruma kulak misafiri olan Güzin de bilet almaya karar verdi. Tesadüf Burçak'ın aldığı koltukların yanında iki yer boştu ve o da onları aldı.

Güzel bir Haziran akşamıydı. Oyun 21.00'da Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda. İş çıkışı benim arabayla Nişantaşı'na geçtik. Akşam yemeği için biraz bakındıktan sonra Juno'da karar kılıp iyi bir yere oturduk. Bir süre sonra Güzin'in kardeşi Caner bize katıldı. Juno'ya hemen her gidişimde yediğim kabak spagettiden söyledim. Lezzetli ama şu vegan minişlerle doymuyorum aslında ya...
Zengin Mutfağı'ndayız. 18 Haziran 2019, Harbiye Açıkhava.
Yemek sonrası Harbiye'ye yürüdük. Annem bizi bekliyordu, buluşup içeri geçtik. Bu arada Güzin, Tuğçe'nin kardeşinin hastalandığı için gelemeyeceği koltuklara iki arkadaşını oturtabilmek için Biletix'le epey cebelleşti, neyse sonunda halloldu ve oyunun başlamasına kısa süre kala geldi.
Zengin Mutfağı'na büyük ilgi vardı, Harbiye tıklım tıklım. 18 Haziran 2019, İstanbul.
Yerimiz önlere yakın, harikaydı. Harbiye tıklım tıklım doluydu. Daha önce burada tiyatro oyunu izlemediğimi fark ettim.
Zengin Mutfağı'nda Şener Şen'den sonra beğendiğim ikinci unsur dekorlardı. 18 Haziran 2019, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu, İstanbul.

Vasıf Öngören’in 1977 yılında yazdığı bir tiyatro eseri olan Zengin Mutfağı, 1970'ler Türkiye'sine bir konağın mutfağından bakıyor. O dönemki işçi hareketinin en civcivli zamanlarında, zengin mutfağının aşçısı Lütfü Usta'nın (pehlivanlığıyla da çokça övünen) kendini konumlandırma yolunda geçirdiği değişimi anlatıyor.
Oyun afişini çok hoşuma gitti: İllüstratör Ethem Onur Bilgiç.
Oyun başlayıp Şener Şen sahneye çıktıktan sonra en az 15 dakika ağzım açık izledim. Mutluluktan otomatik tebessüm pozisyonunda sabitleyen ağzımı kapatamıyordum. Bu ilk 15 dakikada ayrıca, oyunu büyük barkovizyondan mı yoksa direkt sahneden mi izleyeceğime karar verememiştim. Bir sahneye bir de Şener Şen'i daha büyük görebilmek için barkoya bakıyordum. Oyun sonrasında Burçak'la konuşurken anladım ki o da benzer bir ilk 15 dakika geçirmiş.
Oyun sonu. 18 Haziran 2019, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu, İstanbul.

Şener Şen, Lütfü Usta’yı 1978’de tiyatroda, 1988’de beyazperdede canlandırmış. 2019'da da bize... Bu kült eseri Şener Şen’in dinamik ve bizi her an diri tutan oyunculuğuyla izlemek muhteşemdi, şanslıyız. 77 yaşındaki bir sanatçının, Açıkhava'nın o kocaman sahnesinin gerektirdiği hareketli performansta enerjisinin hiç düşmemesi işine duyduğu saygıyı, sevgiyi, verdiği önemi gösteriyor.

DasDas prodüksiyonu olan Zengin Mutfağı'nın rejisini Şener Şen, Doğu Yaşar Akal ile birlikte üstlenmiş. Oyuncu kadrosu ise seçmelerle kararlaştırılmış genç bir ekip. Oyun iki perde, 100 dakika.
Zengin Mutfağı, 18 Haziran 2019, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu, İstanbul.

Oyun çıkışı Güzin ve Caner'le vedalaşıp tekrar Nişantaşı'na yürüdük. Tabii Açıkhava kalabalığı taksileri tüketmişti, ancak City's'in orada Burçak'a bir taksi bulabildik ve mutlu mesut evlere dağıldık. 

Oyun bu sezon DasDas ve İstanbul'daki diğer sahnelerde devam ediyor, kaçırmayın.

24 Temmuz 2019 Çarşamba

ANNA

Yaşasın çimen, 12 Mayıs 2019, Greenwich, Londra.

Londra’dayım. Arthur Miller’ın serisi oynuyor Old ve Young Vic sahnelerinde. Death of a Salesman’e önceki gidişimde de yer yoktu. Bu kez Young Vic’e bizzat giderek ‘ricacı’ olayım dedim.

Sabah kahvaltımı Ole&Steen’de havuçlu çörek (carrot bun) ve americano ile yaptıktan sonra South Bank’e yürüdüm. Waterloo bölgesi benim bölgeler, önceki gidişlerimde hep o civarda kalıyordum.
Londra'ya iki gelişimde de yer bulamadığım Arthur Miller oyunu, yine denedik, olmadı.
Young Vic’e girdiğimde gişedeki çocuk, hemencecik ‘Hiç bilet yok’ suratı yaptı. Yine de sordum tabii iade bilet olup olmadığını. ‘Niye geldiniz ki telefon açın, gerçi telefon dedim ama çok çok az bir şanstan bahsediyorum.’ dedi. Üzüldüğümü görünce de ‘Zor değilse 18.00’da tekrar gelin, uzun bir sıra oluyor ama az da olsa bilet çıkıyor.’ dedi. ‘Zor biraz bro, cheers’ diyerek uzaklaştım. Günlerden 14 Mayıs, hava mis, South Bank’e doğru tekrar bir uzanayım dedim.
National Theatre'a her gittiğimde aklıma bizim merhum AKM geliyor ve üzülüyorum.

Young Vic’te yer bulamazsam o akşamın ikinci alternatifi olarak seçtiğim ‘Anna’ adlı oyun National Theatre’da. Burası mekan olarak da favorilerimden zaten. İhtiyaç ve su molasının ardından gişeye yöneldim. Bir gişeci ile bir dede vardı. Dede, akşam için bilet almaya çalışıyor. Gerçi almaya mı ‘alamamaya’ mı çalışıyor, çözemedim. Dede, gişeci kızın burnundan getirdi: Yok, ben o sırada oturmam, yok orada sütun var mı, tamam ama o dediğin yeri arayıp eşime sormam gerek, ve benzerleri… Gözlerimi devirmeme ramak kalmıştı ki yan gişenin elemanı kahvesiyle yerine döndü.
Camdan bir duvarın arkasında oynandığından olsa gerek oyun afişi de buna paralel tasarlanmış.

Şanslı günümdeydim. Anna’ya iki iade bilet gelmiş o sabah, ancak yan yana değil ve 'pit flip down' tipi koltuk dedi. ‘Tip önemli değil, fiyat mükemmel, ikisini de alıyorum’ dedim, tane 15 pound. Benim direkt yanımdaki koltuk ise 56 pound. ‘Nasıl oluyor Hintli gardaş?’ dememe kalmadan Hintli dostum açıkladı zaten, meğer bu hem yana hem arkaya açılan koltukların fiyatı indirimliymiş. Biletler elimde mutlulukla sekerek dışarı çıkarken Dede hala gişedeki kıza can çekiştiriyordu. Kim bilir belki onun beğenmediği koltukları ben aldım... 
Üstteki fotografın sağ alt köşesindeki koltuğa pit flip down koltuk deniyor. Pit stop tarzı. Sanırım standart koltuklara göre eni biraz dar. Yoksa yerden yüksekliğinde ve sırtınızı dayadığınız yerde fark yok. National Theatre'ın Dorfman sahnesi, 14 Mayıs 2019, Londra.

Derhal Waterloo Köprüsünden karşıya geçtim. Geçerken Somerset House’a uğradım, bir kahve içerim derken sarayın tarihini anlatan rehberli tura katılmaya karar verdim ve adımı yazdırdım.
Somerset House'da yapacak çok şey var, sergilerden, şık restoranlara, kafelerden, butik dükkanlara kadar...

40 dakika kadar sürem vardı, o arada Somerset’in hemen dışındaki Soho Coffee’den kahvemi aldım, yanımdaki bir iki dilim cevizli sucuk ve şam fıstıklarını da sıfırladıktan sonra tura katılmaya hazırdım.
Birer hamam alır mıyız? Ama buzz gibi. 14 Mayıs 2019, Roma Hamamı, Strand, Londra.
Tur rehberimiz tatlı bir nineydi. Gayet açıklayıcı oldu, sarayın geçtiği tüm aşamaları da öğrenmiş oldum. Normalde halka açık olmayan mahzen bölümüne ve Somerset’in dışından dolaşılıp özel izinle ziyaret edilebilen (Kings College’a komşu) Roma Hamamına girdik. İnşa tarihi net değil ancak 16-17. yüzyıl arası olarak veriliyor. Somerset House'un bahçelerini sulamak için yapılan sarnıcın uzantısı olduğu belirtiliyor. Sarnıcın bu şekilde banyoya dönüştürülmesi ise 18. yüzyılda gerçekleşmiş.
Soğuk Roma Hamamı, 14 Mayıs 2019, Strand, Londra.
Tur sonrası Strand’a yürüdüm. Kırk yılda bir mağazaya giresim tuttu, güzel bir spor ayakkabı beğendim, daha sonra almak üzere evin yolunu tuttum. Saat geç oldu, daha tiyatroya hazırlanacağım. Oyun 18.30’da National Theatre’ın Dorfman Sahnesinde. Aynı kadro, 20.30’da tekrar oynuyor, sanatçılar yorulmadan önceki oyunu izlemek daha iyi tabii.

Biraz dinlendikten sonra kardeşim geldi ve Embankment üzerinden nehrin karşı kıyısına geçtik.

Oyun tek perde, 1 saat 5 dakika ve türü thriller. Allahım her şey çok güzel olacak, çok sevinçliyim. Çıkışta da akşam yemeğimizi yeriz.
Anna, 14 Mayıs 2019, National Theatre, Dorfman Sahnesi, Londra.

Yaratıcı kadro: yazar Ella Hickson ile iki ses tasarımcısı, Ben ve Max Ringham kardeşler. Oyunu headset kulaklıkla dinliyorsunuz, ayrıca oyuncular da camdan bir duvarın arkasında oynuyorlar. Berkun Oya bu camdan sahne işini yıllar önce yapmıştı, çok da güzel oyundu. 5 yıl önce yazdığım yazıya göz atmak isterseniz buradan.
Ajan Zeynep dinlemede. 14 Mayıs 2019, Dorfman Sahnesi, Londra,
Ringham kardeşler, bu oyunun ses tasarımı için tam 5 yıl uğraşmış, inanılmaz. Dolayısıyla Anna’ya bir ses deneyimi de diyebiliriz. Bu arada oyun sırasında her iki kulağınıza farklı sesler de gelebiliyor.
Paul Bazely, Hans Weber rolündeydi. Parti başlamadan önceki son hazırlıkları yapıyorlar. Karı koca birbirlerine çok aşıklar.
1968 yılının Doğu Berlin’inde, Anna ve Hans Weber çiftinin evindeyiz. Doğal olarak merhaba komünizm. Hans’ın terfisini kutlamak için evde bir parti veriliyor. Ses tasarımı o kadar mükemmel ki, Anna’nın yatak odasına girip kapıyı yüzümüze kapatarak kıyafet değiştirirken düğmelerinin açılma sesine kadar duyuyorsunuz. Ya da mutfakta kocasına bir şey fısıldarken, direkt olayın içindesiniz. Veya midesi bulanıp banyoya gittiğinde hiçbir şey görmeseniz de işiterek durumu çok daha iyi anlıyorsunuz. Oyunun teması Anna üzerinden veriliyor, olaylara bakış açımızı Anna belirliyor. Yani örneğin Anna odadaysa, salondaki partinin sesini geri planda duyuyorsunuz.
Anna, 14 Mayıs 2019, National Theatre, Dorfman Sahnesi, Londra.

Komünist dönemin aile ve toplum hayatından bir kesit aynı zamanda bu. Herkes birbirinden şüpheleniyor, kim yalancı kim değil, belli değil. Kulaklık ve camdan duvar bu durumu çok iyi tamamlıyor, biz seyirciler de birer ajan kesiliyoruz. Ortam loş, arada da karartmalar oluyor. Kapılar kapalı olsa da arka planda ne oluyor, ne bitiyor, kulaklık sayesinde tam kadro takipteyiz, camdan duvar da bizleri iyi birer gözcü yapıyor.
Diana Quick'in Elena rolündeki performansını çok beğendim. Kocası tutuklu olan ve komşularının pek görüşmek istemediği Elena, oyun sonunda büyük bir sürpriz yapıyor.

Oyunun thriller etkisi, ev sahibi Anna’nın misafirler arasında bulunan, kocasının yeni amiri Christian Neumann’ın, annesinin savaş zamanı Rus askerlerinin elinde ölümüne neden olan kişilerden biri olduğunu fark etmesiyle, tavan yapıyor.
Max Bennett'in parlak sarı saçları, soluk benizli makyajı, Neumann rolüne süper uymuştu. Genel olarak da performansı iyiydi.

Dünyayı şüphe yönetirken ve herkes birbirini gizlice dinleyip açık bulmaya çalışırken kime güvenebilirsiniz ki? Anna kafayı mı sıyırdı, yoksa birilerinden intikam mı alıyor?
Ortam karışık, kafalar daha karışık. Davetliler iyice gerildi.

Oyunun sonunda oyuncular camın arkasından bizlere selam verirken her biri büyük birer karton pankart tutuyor ellerinde. Toplam 10 kişi, her birinde birer harf, toplamı Nospoilers ediyor. Ha bu arada bizim başka bir şansımız da bu oyunun, gala öncesi özel gösterim olmasıydı, dünya prömiyeri 21 Mayısta yapıldı.
Dormen mi ya bu sahnenin esası aslında? 14 Mayıs 2019, Londra.
Kurallara uyuyor ve ben de burada spoyler vermiyorum (Spoiler’ın Türkçesi neydi? Yok bence).
Oyun çıkışı gözlerim kapalı. Azıcık güneşi gören Londralı tiyatronun önündeki şezlonglarda yayılmacalarda... 14 Mayıs 2019, Londra.

Londra’ya yolunuz düşerse bu ilginç oyunu görün derim. Hadi bir de jargon türeteyim: Bu ‘deneyim tiyatrosu’na gidin.
National Theatre'ın önünde Can'la. Yüzüme nur inmiş. 14 Mayıs 2019, Londra.
Çıkışta da bizim gibi İtalyan ziyafeti çekin, çok iyiydi.
Can sen de rosso giyinmişsin tam. 14 Mayıs 2019, Londra.
Rossopomodoro, Monmouth Street.

26 Mayıs 2019 Pazar

1984

1984-Büyük Gözaltı, Perdeci Oyuncuları-Aysa Prodüksiyon, 5 Mart 2019, ENKA Oditoryum, İstanbul.

Birkaç ay geriden geliyorum ancak bu oyunu yazmadan olmazdı. Zamansız bazı yapıtlar vardır. Bu da onlardan biri: 1984. İngiliz yazar George Orwell'in (1903-1950) 1949 tarihli kült kitabından uyarlanan ve başrollerinde Rutkay Aziz ve Taner Barlas'ın olduğu bir tiyatro oyunu.

1984, distopik bir romandır. Her ne kadar George Orwell'in aşırı ileri görüşlülüğü ile isabetli sayılabilecek bir 'gelecekteki dünya' tasviri olsa da yazıldığı dönem dikkate alındığında Nazi Almanyası ve Sovyetler Birliğine yönelik bir eleştiridir aynı zamanda. Geçen yıl yine bu zamanlarda da Orwell'in Havyan Çiftliği kitabının sahne uyarlamasını yazmıştım. Buradan okuyabilirsiniz.

Zamansız demem de şundan: Kitabı hangi 10 yıl içerisinde okusanız ya da tekrar karıştırsanız veya bunun gibi uyarlamasını izleseniz, içinde bulunduğunuz zamanları anlatır gibidir. Yine de her seferinde rahatsız eder sizi, gerçeklik rahatsız edicidir. Buna fena halde ihtiyacımız var. Kitap hayatımıza pek çok ifade, kullanım ya da jargonu da katmıştır. Örneğin 'Big Brother', 'Big Brother watching', Türkçesi ile 'Büyük Birader' ya da 'Büyük Birader sizi izliyor'un kaynağı 1984'tür. 'Who controls the past controls the future: who controls the present controls the past' da yine 1984 çıkışlıdır.
1984-Büyük Gözaltı, Perdeci Oyuncuları-Aysa Prodüksiyon, 5 Mart 2019, ENKA Oditoryum, İstanbul.
Sol baştaki Winston'ın mesai arkadaşı Parsons'ı (Levend Yılmaz, Serra Yılmaz'ın eski eşi) kendi çocukları bile Büyük Birader'e şikayet etmiştir. Parsons'ın buna yorumu ise, 'İyi yetiştirmişim, kendi babalarını bile gözetliyorlar.'

Özetle; başta baskıcı, totaliter bir rejim vardır. Gücünü kesintisiz olarak sürdürdüğü savaşlardan almaktadır, ancak bu savaşlar hep yurtdışındadır ve halk bunu yine aynı hükümetin yayın organlarından öğrenir. Bu rejimin diğer bir özelliği ise bitmek bilmeyen propaganda anlayışı ve yurttaşların evleri dahil her yerde izlenmesi ve propagandaya katılım mecburiyetidir. Parti ve onun başındaki görünmeyen Büyük Birader, yurttaşların yemesinden, sporuna, evliliğinden, çocuk yetiştirmesine, ne okuyacağından, nasıl eğleneceğine kadar karar vermekte ve mutlak surette bunların durumunu takip etmektedir. Yurttaşların düşünce hakkı, Büyük Birader’in gösterdiği ya da yönlendirdiği kadardır. Bireysellik yoktur, zihinler dahi Büyük Birader'in kontrolündedir. Hatta 2+2=5'tir. Aksini iddia etmeniz durumunda bir anda yok olabilir ya da zihin yenileme yöntemlerine maruz kalabilirsiniz. Kitabın kahramanı Winston Smith gibi.
1984-Büyük Gözaltı, Perdeci Oyuncuları-Aysa Prodüksiyon, 5 Mart 2019, ENKA Oditoryum, İstanbul.
Winston, kardeş zannettiği O'Brien yönetiminde 101 no.lu odada. 

Kitapla ilgili esasen yeterli sayılamayacak bu özeti verdikten sonra oyuna geçiyorum. Oyunun adı 1984 - Büyük Gözaltı. Değerli oyuncu Taner Barlas tarafından kitaptan kurgulanmış, yöneten ise Rutkay Aziz. Oyunda Taner Barlas, Winston, ilk kez sahnede izleme fırsatı bulduğum Rutkay Aziz ise Yoldaş O'Brien rolünde. Oyunun Enka'da tek sefer sahneleneceğini duyunca annemden rica ettim, çok hızlı bilet ayarladı. Oyuna, oyun öncesinde çok talep vardı, tıklım tıklımdı. Ancak oyun sonunda aynı motivasyonu gözlemleyemedik maalesef. İnsanlar kanımca sıkıldı ve hiçbir şey anlamadı. İlk yarıda çıkıp gidenler oldu ve layıkıyla alkışlanmadı. Bu tür eserlere içinde sadece 'Rutkay Aziz var' diye gelirseniz böyle olur ne yazık ki. Kitabı okumuş olmanın büyük faydası olur; ancak velev ki okumadınız, bari eserin ne hakkında olduğunu bilerek gelin de bu büyük sanatçılara saygısızlık etmeyin!
1984-Büyük Gözaltı, Perdeci Oyuncuları-Aysa Prodüksiyon, 5 Mart 2019, ENKA Oditoryum, İstanbul.
Winston, 101'den çıkar ama artık ne Winston, Winston'dır ne de Julia, Julia. Ancak Büyük Birader halen izlemektedir.

Dekorlar ve ses düzeni çok iyiydi diyemeyeceğim. Mikrofonla oynanmasını eleştirenler oldu, ancak ana temadaki; insanların mekanize edilmesi, tele-ekranlardan takip edilmesi gibi unsurlar düşünüldüğünde mikrofon kullanımı bu etkiyi artırmak anlamında mantıksız değil. Sadece ses kalitesi daha iyi olabilirdi. Müzikler ise Cahit Berkay'a ait.

Kostümler gayet yerindeydi. Oyunculuklardan Taner Barlas'ı, Winston'ın kız arkadaşı Julia'yı canlandıran Ekin Aksu'yu ve Winston'ın mesai arkadaşını canlandıran Levend Yılmaz'ı çok beğendim. Rutkay Aziz'i ilk kez sahnede izleyebilmekten ötürü de çok sevindim. Ekip, başrol oyuncularının yaşına rağmen ciddi sayıda da turne yaptı, oyunu birçok ile götürdü.
1984-Büyük Gözaltı ekibi bitiş selamında, 5 Mart 2019, ENKA Oditoryum, İstanbul.

İçinde bulunduğumuz dönemde, bu oyunu sahneleme fikri dahi büyük cesaret işi. Kabul etmek lazım. Oyuna yönelik eleştiri getirirken de bu açıdan bakılmasını öneriyorum, birkaç yoruma denk geldim, acımasız geldi bana. Bu tür eserleri okumamış, bünyesinde hissedemeyenler eleştiri noktasında sadece çevresinde dolanacak ve hatta bizim oyunda olduğu gibi telefonları ile meşgul olacak, o da kurtarmazsa erkenden çıkıp gidecektir.

20. yüzyılın bu en önemli başyapıtlarından birini henüz okumadıysanız, hızla listenize alın ve sezon kapanmadan da oyunu izleyin derim. Can Yayınları'nın Celal Üster çevirisi çok iyidir, kitap kapağı müthiştir, cep kitabı versiyonu da var. Sıkıcı gelebilir, sonuna kadar direnin Winston'ın hatrına. Kardeşlerim!

10 Nisan 2019 Çarşamba

Gerçek

Gerçek ortaya çıkacak mı?

Cuma neşesini severim. Özlem’le de epeydir görüşmüyoruz. Şu oyuna, şu güne alıyorum dedim, 1 dakika içerisinde 'tamam' dedi, 30. dakikada da biletleri almıştım. Öylesi mi böylesi mi diye devam eden, uzun whatsapp yazışmaları beni benden alıyor. Dolayısıyla bu organizasyon bünyeme iyi geldi.

İş çıkışı Zorlu’da buluştuk. İşten tam çıkarken beklenmedik ve ashap bozucu anlar yaşadım. Hemen üstüne Özlemle buluşmak çok iyi oldu, görüşemediğimiz arayı kapatırken bu saçma konuyu düşünmeme fırsat kalmadı. Hele de konu, yavru vatan oldu mu değmeyin keyfimize.
Özlemle Zorlu'da tiyatro akşamı, 8 Şubat 2019, İstanbul
Eately’de yemeğimizi yedikten sonra kahvelerimizi de alıp salona geçtik. Biletleri çok geç almama rağmen yerimiz fena değildi.

Ödüllü Fransız yazar Florian Zeller’in eserinden uyarlanan "Gerçek" (La Vérité) çok güzel bir komedi. Geçtiğimiz Kasım ayında prömiyer yaptı. Talimhane Tiyatrosu ve Zorlu PSM’nin ortak yapımı olan oyunda Levent Üzümcü, Kubilay Tunçer, Neslihan Yeldan ve Özge Özder oynuyor.
Laurence (Neslihan Yeldan) ve Michel (Levent Üzümcü) tek çocuklu parizyen bir çift.
Gerçek, Zorlu PSM, 8 Şubat 2019, İstanbul.

Paris’te yaşayan iş-güç sahibi, modern, biri çocuklu, biri çocuksuz iki evli çifti düşünün. Bunlardan ikisi en iyi arkadaş, ikisi de sevgili olursa ne olur? Yalanla gerçek birbirine güzel karışır. Ana düstur şudur: "Aslında yalan söylemiyoruz, sadece doğruyu anlatmıyoruz.". Temelde dostluk olsa da sonuçta ihanetler söz konusudur ve gerçek er geç ortaya çıkar.
Michel, sevgilisi Alice'in (Özge Özder) muayenehanesinde. Gerçek, Zorlu PSM, 8 Şubat 2019, İstanbul.

Florian Zeller’in metni sizi her aşamada şaşırtmayı başarıyor. Levent Üzümcü çok iyi bir oyuncu, çok eskiden BKM’de tek kişilik bir oyununa gitmiştim, orada da çok beğenmiştim. Sadece keşke bu kadar kilo almasaymış diyebilirim. Kubilay Tunçer’in -evet sihirbazlık da yapan- çabasız oyunculuğu ilgimi çekti; hiç yormuyor, mesajını da güzel veriyor. Özge Özder’i daha iyi beklerdim, heyecanlı gibiydi. Neslihan Yeldan’ı ondan daha iyi buldum. Bu oyunu erkek oyuncular sırtlanmış belli ki.
Michel, en yakın arkadaşı Paul'ün (Kubilay Tunçer) kendisini teniste yenmesine izin veriyor, çünkü Paul'ün karısı Alice ile birlikte olduğundan suçluluk duyuyor. Gerçek, Zorlu PSM, 8 Şubat 2019, İstanbul. 
Dekorları çok beğendim. Ayrıca teknik açıdan modern sahnelerin hali bir başka. Mehmet Ergen de oyunları tüm dünyada merakla beklenen Florian Zeller'in metnini, güzel uyarlamış ve yönetmiş.
Michel, sonunda karısına itiraf ediyor ama acaba karısı masum mu? Gerçek, Zorlu PSM, 8 Şubat 2019, İstanbul.

Fransız ekolünden bir oyun olması nedeniyle şunu belirtmek gerekir ki; Fransız toplumu cinsellik konusunda çok açıktır, metres ilişkisi de epey yaygındır. Özellikle belirli yaşın üzerindeki evli Fransız hanımlar, eşlerinin hayatında kendilerinden daha genç bir hanım olduğundan çoğu zaman haberdardır ama evli kalırlar. Bir kısmı eşlerinin metreslerinin kim olduğunu da bilir, hatta aynı arkadaş grubundan bile olabilirler. Bu hanımların kendileri de benzer ilişkiler içinde olabilirler, dolayısıyla kin gütmeye gerek ve ödeşmede de hiçbir sorun yoktur.
Michel ve Alice, şehir dışında bir oteldeler ama akılları eşlerinde. Gerçek, Zorlu PSM, 8 Şubat 2019, İstanbul.

‘Metres’ (maîtresse) de Fransızca kökenli bir sözcüktür. Bu konuda yapılmış epeyce Fransız yapımı film vardır, başrollerinde Gerard Depardieu sıkça bulunur. Kısaca Fransızlar değişiktir; evlilikte sadakatsizliği, mesleki deformasyon olarak görürler, bu konuda dürüstlüğe gerek yoktur (hatta dürüstlüğü kırıcı bulurlar). Dolayısıyla da boşanmazlar, tam tersi bunu evliliğin sürdürülebilirliğinde araç olarak kullanırlar. İlginç kültür. Bizim kültürümüze ya da anglo-sakson dünyası dahil birçok kültüre bu asla uymaz. Bu kültürü merak edenler, İngiliz Daily Mail’de yayımlanmış, Fransız biriyle evlenen İngiliz bir kadının başından geçenleri anlattığı yazıya göz atabilirler.
Oyun sonunda selam ve alkış. Gerçek, Zorlu PSM, 8 Şubat 2019, İstanbul.
Ezcümle ülkemiz gündeminin de en önemli araçlarından "algı yönetimi"nin "sosyal" örneklerini bolca barındıran Gerçek’i izlemenizi tavsiye ederim. İçi boş bir aldatma komedisi değil. Bu Fransız oyununa gidecek olanlar, oyunu Fransız toplumunun yukarıda bahsettiğim altyapısını bilerek izlerse, oyun yerini çok daha iyi bulacaktır.

Oyunun yazarı Florian Zeller’in de içine doğduğu toplumun 'gerçek'lerini, tüm çıplaklığı ve komik yönleriyle sunduğu kesin. O zaman Fransızca bitirelim: C’est la vie, c’est la vérité!

Özgün Adı: La Vérité (Orijinal Prömiyer: Paris, 2011)
Yazan: Florian Zeller
Çeviren: Kerem Ayan
Uyarlayan ve Yöneten: Mehmet Ergen 
Dekor: David Woodhead
Prömiyer: 28 Kasım 2018, Zorlu PSM, İstanbul

5 Nisan 2019 Cuma

Pinter at the Pinter

İngiltere'nin en tanınmış oyun yazarlarından Harold Pinter gençliğinde, herıld yani. Tamam, kötü espri.
Londra seyahatimin bir sonraki etkinliği, eşi benzeri görülmemiş bir tiyatro serisinin altıncısı idi: Pinter 6.

Harold Pinter (1930-2008), Nobel ödüllü İngiliz oyun yazarı ve yönetmen.
20. yüzyılın en önemli oyun yazarlarından kabul edilen Harold Pinter dinleniyor. 

İngiliz tiyatrosuna birçok yenilik katan, tiyatroyu daha erişilebilir hale getirme amacını güden, genç ve yaratıcı yönetmen Jamie Lloyd da Pinter’ın ölümünün 10. yılında 21 kısa oyununu (1956-2000 yılları arasındaki) bir maraton halinde sahnelemeye karar vermiş. Dahiyane bir fikir.
Pinter at the Pinter serisinin fikir babası, artistik direktörü ve Pinter 6'nın yönetmeni Jamie Lloyd, 1980 doğumlu.

Harold Pinter’ın West End’de kendi adını taşıyan tiyatrosu var. Dolayısıyla bu maratonu "Pinter at the Pinter" diye adlandırmışlar. Harika. Bu festivalde -festival denebilir sanırım- yer alan yönetmen ve oyuncuların büyük çoğunluğu Harold Pinter’ın arkadaşlarıymış. Bu yönüyle de duygusal.

Gündüzü biraz avare dolanmacalar, biraz da alışverişle geçirdim, sonsuz indirimler vardı. Alışverişe bayılmadığımı bilenler bilir ama birkaç spor malzemesi ihtiyacı vardı, onları hallettim.
Trafalgar'ın köşesinde bu minik yapı nedir sizce? İngiltere'nin en küçük polis merkezi. Bu gizli polis kutusu, Scotland Yard tarafından 1926 yılında yerleştirilmiş. Amaç, Londra'nın en popüler protesto alanı olan Trafalgar Meydanında olan biteni anlık takip etmek. Buna o dönemin "insan CCTV"si demek mümkün. İçinde Scotland'a ve BBC'ye direkt bağlanan hatlar var. İlginç ve hoş geldi bana. 15 Ocak 2019, Londra.

Bir gün önce dışarıda yediğimiz için bugün evde yiyelim dedik. Harold Pinter Tiyatrosu da bize birkaç dakikalık yürüme mesafesinde, rahatız. Tarhana çorbası yaptım, kardeşim Can da işten dönerken Pepe’den dilim pizza ve cannoli aldı. Yemeğimiz güzeldi, yarı pis. Sonra oyun için çıktık.
Harold Pinter Tiyatrosu, neredeyse 140 yıllık bir bina.
Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019. Londra.
İlk olarak 1881’de Royal Comedy Theatre adıyla açılmış ve o günden bugüne çok meşhur sanatçıları ağırlamış. 2011’de adı Harold Pinter Theatre’a çevrilmiş.
Oyun başlamak üzere. Go Pinter! Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.
Üç katlı binanın en tepesine tırmandık. At nalı şeklinde tasarlanmış balkonların üçüncü katında yerimiz. Oldukça dik. Bilet satarken baş dönmesi, vertigo gibi sorunu olanları uyarıyorlar. Yerinize sıkı sıkı tutunarak geçmek en iyisi. Hiç bu kadar dik bir tiyatro salonunda bulunmamıştım, sahneyi adeta kuş bakışı izliyorsunuz.
Ay kafamı tavana vurdum. Şaka şaka! Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.
Koltuklar dar. Oyun ara dahil yaklaşık 90 dakika. Dikkat ettim de arada pek yerinden kalkan olmadı, kalksa da zor oturacağını biliyor insanlar, ortam çok sıkışık.
Oyun arasında indirilen güvenlik perdesinin tatlılığına bakın. Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.

Biletleri cumartesi günü gişeden kişi başı 25 pounda aldım. Bu seyahatimde katıldığımız diğer etkinliklere göre göre erişilebilir sayılabilecek bir fiyat. Salonun alt katlarına indikçe fiyat 5-6 kat artıyor, zaten 2-3 yer kalmıştı. O nedenle en üstteki son 2 yeri almak o an mantıklı göründü. Ancak en üst de aşırı üst be kardeşim. Nasıl bir salon mimarisi anlamadım. Mimar, inşaat mühendisi dostlarımız bir göz atsın.

Pinter 6’da, yazarın Party Time ve Celebration adlı iki kısa oyunu eşleştirilmiş. Kadroda meşhur oyuncular var: Tracy-Ann Oberman, Ron Cook, John Simm, Katherine Kingsley, Gary Kemp veee efsanevi Celia Imrie.
Liz (Katherine Kingsley), Fred (Gary Kemp) ve Dame Melissa (Celia Imrie).
Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.
Party Time, sahnenin önüne seyircilere dönük dizilmiş iskemlelerde oturan dört erkek, dört kadın oyuncunun kadeh kaldırması ile başlıyor. Gavin, nüfuz sahibi bir kişi, bir güç simsarı, pahalı bir parti düzenliyor. Partide arkadaşlarına üyesi olduğu seçkin kulüplerden, gittiği lüks ada tatillerinden ve birlikte olduğu kadınlardan bahsediyor. Partidekiler bu pahalı ve kasıntı ortama ayak uydurmaya çalışa dursun Londra sokaklarında askerler kol geziyor, helikopterler uçuyor. Buradan askeri ya da politik bir kriz sırasında birilerinin partilemekte olduğunu anlıyoruz. Tarih itibarıyla düşünürsek Margaret Thatcher dönemine tekabül ediyor.
Dusty (Eleanor Matsuura), Charlotte (Tracy-Ann Oberman), Douglas (Ron Cook) ve Terry (John Simm).Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.
Oyunun ana teması sosyal sınıflar. Hiyerarşik bakarsak, oyundaki karakterlerden Dame Melissa, sosyal hiyerarşinin en tepesinde yer alıyor. Ne de olsa "Dame" unvanını almış. Üst sınıf bir arisrokrat. Öyle ki bir ara Gavin’in sorusuna şöyle cevap veriyor: "... the way it flew over my valley. It made me cry." Yani Dame Melissa’nın öyle büyük arazileri var ki "benim vadim" ifadesini kullanıyor. Yine başka bir cümlesi: "My driver had to stop at a ... what do you call it? ... Roadblock." Dışarıda askeri darbe ya da sokak ayaklanması var, yolda barikatlar kurulmuş. "Onlara ne deniyordu? Haa barikat..." diyor.
Charlotte (Tracy-Ann Oberman), Fred (Gary Kemp), Terry (John Simm) ve Gavin (Phil Davis).
Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.

Oyun boyunca 'kibir nedir' sorusuna tam anlamıyla cevap buluyorsunuz. Harold Pinter’ın bilhassa yaptığını düşündüğüm başka bir şey de sürekli tekrarlanan replikler. Karakterin entelektüel eksikliğini ve kendine güvensizliğini yansıtmak için yapılan bir taktik. Örneğin Liz diyor ki "I think this is such a gorgeous party. Don’t you? I mean I think it’s such a gorgeous party. Don’t you?" = "Aptalım, kendi fikrimi sürekli onaylatma ihtiyacı duyuyorum." Günümüze bakarsak ilk akla gelen "Aynen" ifadesinin gereksiz ve gereksizliği yetmiyormuş gibi "Aynen aynen" şeklinde tekrarlı kullanımı.
Terry'nin (John Simm) karısı Dusty (Eleanor Matsuura), kardeşi Jimmy'nin akıbetini merak ediyor ve ağlıyor. Ancak kocası Terry devamlı Dusty'yi aşağılıyor.
Oyunda sokağı temsil eden Jimmy karakteri de çarpıcı. Jimmy harap olmuş, adını dahi unutmuş bir kişi. "I had a name. It was Jimmy. People called me Jimmy. That was my name." diyor. Jimmy baskıcı toplumda ezilmiş, köleleştirilmiş.
Oyunun bitiminde Jimmy (Abraham Popoola) kapıdan girer, gerilimli anlar başlar. Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.

Pinter, 1991 tarihli bu kısa oyununda, toplumun ne kadar yozlaştığını, duyarsızlaştığını, insanların gerçek hislerinin yok edilip toplumun kontrol ettiği nesneler haline geldiğini güzel ortaya koymuş. Özeti: Modern toplum, bizi kendimizden uzaklaştırıp çeşitli stereotiplere tapar hale getirdi.

Gelelim aradan sonra yine aynı oyuncuların rol aldığı ikinci kısa oyuna: Celebration. Öncelikle bu bölümdeki kostüm, dekor, saç ve makyajlara hayran kaldığımı belirteyim. Set ve kostüm tasarımları Soutra Gilmour’a ait.
Pinter 6'nın Celebration kısmı çok eğlenceliydi. Hele de sol baştaki Suki'nin (Katherine Kingsley) farklı aksanı ve tonlamaları inanılmaz komikti. Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.

Londra’nın şık bir restoranındaki kutlama masasındayız. İki çift, evlilik yıldönümlerini kutluyor (İki erkek kardeş, iki kız kardeşle evli.). Yemek devam ederken üçüncü bir çift (bir bankacı ve eskiden sekreteri olan karısı) aralarına katılıyor, şaraplar devrildikçe diller çözülüyor ve anlıyoruz ki bu insanlar arasındaki ilişkiler göründüğü gibi değil.
Lambert (Ron Cook) ve Prue (Celia Imrie), evlilik yıl dönümlerini kutluyorlar.
Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.
Bir de Abraham Popoola’nın canlandırdığı çok komik bir garson var ki yemek sırasında devamlı araya girip büyükbabasının hikayelerinden bahsediyor. Meğer büyükbabası hem edebiyatçı hem politikacı, hem her şeyci efsanevi bir insanmış. Bir dönem herkesin Selanikli olması gibi bir şey.
Garson rolündeki Abraham Popoola, harikalar yarattı.
Katherine Kingsley, eski sekreter rolünü muazzam canlandırdı, çok komikti. Tracy-Ann Oberman ve Celia Imrie krepeli koca kafalarıyla yırtıcı iki kız kardeş rolünde harikaydılar.
Kulisten bir ekip fotosu. Celebration oyununun kostüm, saç ve makyajları burada daha net görünüyor. Muhteşem! Tracy-Ann Oberman'ın Chanel kolyesi, canım Celia Imrie'nin leopar elbisesi, Ron Cook ve Phil Davis'in gömlekleri oyunun temasına cuk oturmuş.

Pinter’ın son sahnelenen oyunu olan 2000 tarihli Celebration gerçekten çok komik. "Yeni" zenginlerin banalliğini ve gösterişe düşkünlüğünü harika veriyor. Ülkemizde de çevremize baktığımızda bunu fazlasıyla görebiliyoruz. Özgünlük kelimesinin karşılığı tamamen bittiği gibi her şey maddiyatla ölçülür halde.
Julie karakterini canlandıran Tracy-Ann Oberman da evlilik yıl dönümünü kutlayan çiftlerden.
Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.

Çok eğlendik. Büyük alkışladık.
Alkışta bir fotograf alayım dedim ama patladı. Ne kadar yüksekte olduğumuz buradan da anlaşılıyor. Fotoda görülen localardan birinde Ricky Gervais de Pinter 5'i izlemişti karısı ve birasıyla birlikte.
Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.

Bu oyun 26 Ocak itibarıyla bitti. Ancak Pinter serisi sezon boyu devam ediyor. Örneğin Pinter 7’de Martin Freeman (Sherlock’taki Dr Watson) oynuyordu.
Pinter 6 bitti, gidiyoruz, keşke bitmeseydi.
5 Mart itibarıyla sahnelenmeye başlanan Betrayal ise ayrı bir efsane, kaç aylık biletleri şimdiden tükenmiş durumda. Kimler yok ki?

Tom Hiddleston, Charlie Cox (Daredevil), Zawe Ashton. Biletler 80-200 pound arası. Betrayal, Harold Pinter’ın en popüler oyunlarından biri. İzleyebiliriz umarım.
Pinter 6 oyun çıkışı, 15 Ocak 2019, Londra.