donizetti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
donizetti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2019 Salı

Falstaff

Falstaff, Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.

Bu yılı ‘iyi ki izledim’ dediğim prodüksiyonlardan biri, Falstaff operasıyla açmak istiyorum. Sevgili arkadaşım Özgür’le uzun zamandır planladığımız buluşmamızı Falstaff’la taçlandırdık. Yıllar önce seslendirmede tanışmıştık, sonra çok iyi dost olduk.
Ford, Signor Fontana kılığında Falstaff'a para teklif ederken. Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.
En büyük zevklerimden biri, açık havada Beşiktaş’tan Kadıköy’e vapurla geçmek ve ardından Süreyya’ya yürümek. 13.15’de Kadıköy Çarşıdaydım. Biraz dolandım, sonra bir dükkanın önünde Özgür’ü beklemeye başladım. Yanıma güler yüzlü yaşlı bir hanım (H) yanaştı, içimden ‘herhalde para isteyecek’ diye düşündüm. Sonra pat diye;

H: Güzelim deme, bir sivilce yeter.
Z: Anlayamadım?
H: Çok güzelsin canım ama bir sivilce yeter.
Z: Haha! Teşekkür ederim. Doğru söylüyorsunuz ama güzelim demiyorum ki, sorun yok yani.
H: Olsun, güzelsin. Ben sana formülü söyleyeceğim, kurtulacaksın.
Z: Nedir formül?
H: Zerdeçal kullanacaksın her yemekte, gör bak! Hadi bana eyvallah!
Z: Tamam kullanayım, teşekkür ederim! (Arkasından baka kalır…)

Bu ilginç diyalogdan hemen sonra Özgür geldi, gülmekten öldük. Çiya’nın leziz yemeklerinden yedikten sonra, Özgür’ün oğlu Can’ın tavsiye ettiği güzel bir kahveciye geçtik. İki lafın belini de güzel kırdık, araya uzun zaman girince... Oyun 16.00’da olduğundan, vakitlice Süreyya’ya geçtik.

Yine bir Shakespeare-Verdi ortaklığı. Falstaff, Giuseppe Verdi’nin 80 yaşındayken yazdığı son operası ve ustalık eseri olarak geçer. Her yönden doyurucu, kompleks bir eser. Kaçırmadığıma çok memnunum.
Windsor'un Şen Kadınlarının planı tuttu. Alice'in kocası Ford, evi bastığı için Falstaff'ı çamaşır sepetine saklıyorlar. 3 Kasım 2018, Süreyyla Operası, İstanbul.

Bana göre Verdi, gelmiş geçmiş en önemli opera bestecisi. “Allah verdi de Verdi’yi idrak ettik” diye de bir espri yapayım. 19. yüzyılda yaşamış, 20. yüzyılın başında ölmüştür. Donizetti’den sonra İtalyan operasının adeta tarihini yazmıştır. Bizde yıllarca görev yapan, sanat ve operamıza büyük katkı veren Donizetti Paşa’ya da sonra değiniriz. Verdi’nin ilk dönem çalışmaları Ernani, Il Trovatore, La Traviata, ikinci dönem Aida, son zamanlar da Otello ve Falstaff olarak sayılabilir. Kişisel favorilerim I due Foscari ve Rigoletto operalarıdır. Verdi’nin en kritik özelliği bence vokallerin zorluğu. Falstaff da esasen çalması ve söylemesi zor bir opera. Verdi’nin operalarının librettoları ise romantik dönemin şair ve yazarlarından uyarlanır genelde. Dumas, Byron ya da Shakespeare gibi. Falstaff operası da, Shakespeare’in “Windsor’un Şen Kadınları” adlı oyunundan İtalyan şair, romancı ve libretto yazarı Arrigo Boito’nun yaptığı bir uyarlama.
Sir John Falstaff, iki kadına da aynı aşk mektubunu yazmakla meşgul. Falstaff, Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.

Zaman IV. Henry dönemi (1399-1413), yer Windsor İngiltere. Opera bir handa başlar. Masada ziyafet verilmiş ve bitmiştir. Bir hokka, kalem, kağıt. Sir John Falstaff yazdığı mektupları balmumuyla mühürlemekle meşguldür. Uşakları da oradadır.
Kendini akıllı zanneden Falstaff'ı uşakları da motive ediyor.
3 Kasım 2018, Süreyya Operası, İstanbul.
Çapkın ve şişman Falstaff’ın kötü emelleri söz konusudur. Evli ve iki yakın arkadaş olan Alice Ford ve Meg Page’i baştan çıkaracaktır ancak esas niyeti zengin kocalarının servetine konmaktır.
Falstaff, Alice'in evinde tuzağa düşürülmeden hemen önce hazırlıklar devam ediyor.
Falstaff, Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.

Shakespeare’in mükemmel komedisi Windsor’un Şen Kadınları’nı temel alması nedeniyle, son derece ritmik ve hareketli bir opera (Commedia dell’Arte). Diyalog çok ve hemen tüm solistler eşit katkı veriyor. Herhalde Verdi’nin son operası olması nedeniyle melodik olarak Verdi’nin önceki çok meşhur operalarından alıntılar da içeriyor. Tek kelimeyle muhteşem bir eser!
Boynuzlar Falstaff'a geliyor. 3 Kasım 2018, Süreyya Operası, İstanbul.

Solistlerden, teatral ve müzikal olarak ilk favorim Alice Ford’u canlandıran Deniz Yetim oldu. Deniz Yetim, kostümü de olağanüstü taşıdı. Sonraki favorim Mistress Quickly’yi (Falstaff’ı oyuna getirmek için Alice’e Falstaff’la randevuyu ayarlayan, aynı zamanda Alice ile Meg’in arkadaşı) canlandıran Deniz Erdoğan Likos, harika bir sese sahip. Sir John Falstaff’ı canlandıran Kevork Tavityan, ses ve teatral anlamda her zamanki gibi olağanüstüydü.
Mistress Quickly ile Falstaff.

Genel olarak reji, kostüm, dekor, ışık mükemmeldi. Türkiye’de uzun zamandır bu kadar doyurucu bir prodüksiyon izlememiştim.
Oyun sonu selamı, ortada orkestra şefi Roberto Gianola. Falstaff, Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.

Eseri sahneye koyan İtalyan rejisör Renato Bonajuto (79 doğumlu), çok iyi iş çıkarmış, grazie Renato! Falstaff'ı daha önce farklı operalarda 4 defa daha sahnelemiş, beşincisi İstanbul Operası. Orkestra şefi de Roberto Gianola. Anlayacağınız eser, İstanbul Operası prodüksiyonu ancak mimarları A’dan Z’ye İtalyan.
Alice Ford'u canlandıran Deniz Yetim mükemmel performans gösterdi, büyük alkış aldı.
Falstaff, Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.

Aşk, para, kandırmaca, hırs, entrika gibi tüm duyguların yer bulduğu karmaşanın sonunda hayatın aslında bir şakadan ibaret olduğuna değinen bu operayı, yeni sezonlarda tekrarlanması durumunda kaçırmayın diyor, mutlu yıllar diliyorum.
Bitmesin ama lütfen! Nasıl da tufaya geldin Sir Con Falstaff?!, Süreyya Operası, 3 Kasım 2018, İstanbul.

Özgün Adı: Falstaff
Zaman, yer: 15. yüzyıl, Windsor, İngiltere 
Libretto: Arrigo Boito
Dünya prömiyeri: 9 Şubat 1893, Teatro ala Scala, Milano
Orkestra Şefi: Roberto Gianola
Rejisör: Renato Bonajuto


Türkiye prömiyeri: 15 Nisan 2004, İzmir Devlet Opera ve Balesi
Son prömiyer: 7 Nisan 2018, Kadıköy Süreyya Operası, İstanbul

Özgür'le oyun sonu neşesi. Süreyya Operası fuaye, 3 Kasım 2018, İstanbul.

20 Mart 2012 Salı

Aşk İksiri


Zaman: 1944
Yer: Napoli’de bir kafe

Biz Donizetti’yi çok severiz. Bizden sayılır, ne de olsa abisi Donizetti Paşa olur. Giuseppe Donizetti’ye ülkemizde operayı kuran insan da diyebiliriz. II. Mahmut sağ olsun, kendisini İtalya’dan getirtti de, adam neredeyse 30 yıl boyunca (ölene dek), bizimle uğraştı; orkestralar kurdu, şancılar yetiştirdi. Eh, kardeşi Gaetano’ya da güzel ilhamlar vermiş, malum.

Aşk İksiri, Gaetano Donizetti’nin 1832 yılında sadece 6 haftada Milano’da bestelediği, 19. yüzyıl İtalyan operasının canlı ve parlak müzikal unsurları ile donatılmış eserlerinden biri. Melodiler serbestçe akıyor, ciddi olsun komik olsun tüm öğeler rahatça anlaşılabiliyor. Bu anlatımdan olsa gerek, günümüzde de çok seviliyor. Berlioz, İtalyan operası için “Bir tabak makarna gibi kolay sindirilebiliyor.” demiş ya, özel ve özlü bir özet…

Konu aslında erkek külkedisi hikâyesi. Zengin ve bekâr bir arazi sahibesi (bu versiyonda kafe sahibi), ona âşık olan çiftçi Nemorino, güçlü asker Belcore ve aşk iksirim var diye bağrınan şarlatan Dulcamara başrollerde ve yaşanan bin türlü trajik olaydan sonra mutlu son.

Dekorun pastelliğini beğendim, mevcut yer sıkıntısında bundan iyisi can sağlığı. Şanda Zıpçı tasarımı kostümleri çok tuttum, efil efil hoştu. Sadece Nemorino daha bir derbeder giyinse rolüne göre daha iyi olurdu.

Gelelim Yekta Kara rejisine… Genel olarak hoşuma gitti. Zaman ve yer, orijinal eserde, 18. yüzyıl sonları, küçük bir Bask köyü. Ama Yekta Kara, bunu 20. yüzyılda Napoli olarak yorumlamak istemiş. Giriş, hoş bir film gösterisi ile başlıyor. Ancak oyunun orta yerinde, neye uğradığımı şaşırdım: “O sole mioo!” söyleniyor. Derhal beynimdeki fareler gıdıgıdı yapmaya başladı. Piyesin ortasında o sole mio da neyin nesi? Yanlış mı duyuyorum, hayal âlemine mi bağlandım?

Şu bana iyi gelmiyor: Halka (!) ineceğim diye, bu çok temel eserin orta yerine, eserle dönemsel bağlantısı olmayan (bir ekol buna kör alaka derdi) bir napoliten şarkıyı tıkıştırmak olmamış. O sole mio zaten yıllar yıllar evvel görevini ifa ederek halka inmiş, duruyor orada. Oysa eser, kendi döneminde ve kendi motiflerine sadık kalınarak sahnelenmiş olsa, en azından ilk kez görenler için bir referans noktası olabilirdi. Aslında bunu üç adım atlatırsak, böyle eksantrik olma çabaları, halkla dalga geçmek bile sayılabilir. Bunun tercümesi: “Dostum, sen şimdi anlamamışsındır, ben araya ‘o sole mio’yu katık edeyim, ne olur ne olmaz; bari bir İtalyan operası izlediğini anlamış olursun.” Operada rejinin yorumu hassas bir konu. Bazı yorumlara hayran olabiliyor insan ama bazıları da olmuyorsa olmuyor. Farklı yorum konusunda beğendiğim son örnek, 2009 yılında Recep Ayyılmaz’ın sahneye koyduğu Orphée ve Eurydice idi.

Aşk İksiri’ndeki favori karakterim ise düzenbaz Dulcamara. Canlandıran Kevork Tavityan çok başarılıydı. Oyunun bir yerinde sahne önüne inerek, yanımızda oturan ülkemizin yetiştirdiği ünlü baritonlardan Mete Uğur’a (Deniz Uğur’un babası) yaptığı doğaçlama reverans görülmeye değerdi. Şarlatan ama değer bilir şarlatan…

Özgün Adı: l’Elisir d’Amore
Libretto: Felice Romani
Dünya prömiyeri: 12 Mayıs 1832, Teatro della Canobbiana, Milano
Türkiye prömiyeri: 1 Ekim 1952, Ankara.