heykel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
heykel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2019 Pazar

East Enders

Doğu Londra son yıllarda hızlı gelişti. Önceleri oldukça tehlikeli, cazibesi olmayan, göçmenlerin bölgesi, şimdilerde fabrikalardan dönüşen kültür ve iş merkezleri, sanat galerileri, meşhur restoran ve gece kulüpleri ile şehrin kültürel çekim merkezi haline geldi. Hele Shoreditch vs acayip trendy.

Kardeşimin özel isteğiyle tekrar Londra'dayım. Serbest ilk günümde de I am an East Ender. Hava bulutlu, yağmur gelecek belli, yine de şemsiyesiz çıktım. İnternetten bir East End rotası buldum ve götürdüğü yerleri beğendiğim sürece takip ettim, beğenmediysem kafama eseni yaptım.

Bizim evin oradan Embankment'a yürüdüm, Circle hattına binip Aldgate Station'da indim. Yağmur başlamıştı, herkeste şemsiye var bir bende yok, 'e sen kendin kaşındın Zeynep' diyerek kapüşonumu geçirip yürümeye başladım.

Doğu Londra, Charles Dickens'ın kitaplarında tasvir edilen karanlık Londra aslında. Dickens'ın hayatıyla ilgili birçok film de burada çekilmiş. Tam da şanına uygun karanlık bir günde geziyorum. Başıma bir şey gelmez inşallah. Şaka.

Şaka bir yana şöyle haberler hala var: Man shot in East London, teenager stabbed to death in East London (Bir adam Doğu Londra'da vuruldu, ergen genç Doğu Londra'da bıçaklandı.).
East End'de bir gün. Ben süt sevmiyorum, ne diye kapuçino sipariş ettiğimi ise bilmiyorum. 7 Haziran 2019, Doğu Londra.
Mitre Caddesi üzerinden Mitre Meydanına ulaştım. Bir kahve içmek için kafenin birine attım kendimi. Bu arada Mitre Caddesi üzerinde çok hoş pub ve restoranlar vardı, içleri tıka basa beyaz yakalıyla doluydu. Adetim olmamasına rağmen kapuçino ve kakaolu muffin aldım. Tabii ki bitiremedim. Kafenin baktığı Mitre Meydanı, Jack The Ripper'ın dördüncü kurbanını öldürdüğü yermiş. Kadının bedeni 1888'de burada bulunmuş. Bulunduğu yer çiçeklerle kaplı.
Devonshire Square, 7 Haziran 2019, Doğu Londra.
Geze geze Devonshire Square'e geldim. Burası iş merkezleri, restoran ve barlar, sanat galerileri, spor kulüpleri ve rezidanslara ev sahipliği yapan harika bir kampüs. Tam benlik, tüm günü burada geçir. İçinde WeWork de var.
Devonshire Square, 7 Haziran 2019, Doğu Londra.

Meşhur East India Company, Bengal'den getirdiği saf ipek ve tekstil malzemelerini saklamak için 1768'de buranın arazisini satın almış ve bir antrepo inşa etmiş. Süreç içerisinde daha fazla arazi satın alınarak depo alanları büyütülmüş. Böyle antrepolardan dönüştürülen mekanlara bayılıyorum. Hamburg'daki Speicherstadt'ta da aynı şeyi hissetmiştim.
Devonshire Square, 7 Haziran 2019, Doğu Londra.
Devonshire'dan çıkınca karşıma The Gherkin çıktı. Modern mimari adı altındaki kötü bir gökdelen bana kalırsa ama çok meşhur. Modern deyip de her tarafı cam bina yapmak sürdürülebilirliğe de aykırı bence. Tonla enerji harcanıyor bu binanın sadece dış temizliği için bile. Gherkin, hıyar demek. Gerçekten de hıyar gibi saçma bir bina, içinde fine dining bile var demeyin, kurtarmaz!
The Gherkin Binası arkada, Nancy Rubins'in heykeli önde. 7 Haziran 2019, Doğu Londra.
Hıyar dostumuzun ucubeliğinin tam önünde çelik ve alüminyumdan bir güzellik duruyor. İşte bu krokodil topağı. Sokak sanatları güzeldir, şaşırtır. Amerikalı heykeltıraş Nancy Rubins'in 2016-2017 tarihli bu tasarımında hayvanlar baş aşağı duruyorlarsa da sanki bir patlamayla topluca göğe yükseliyorlar.
Nancy Rubins'in Crocodylius Philodendrus adlı heykeli, demir, pirinç, alüminyum, bronz ve paslanmaz çelik kablolar kullanılarak yapılmış. 7 Haziran 2019, Doğu Londra.
Buradan Artillery Passage'a geçtim. Bu bölge topçu kışlasıymış, 16. yüzyılda buralar dutlukken talim yapılırmış.
Artillery Passage, şirin dar bir sokak. Sağda ünlü şef Otto Lenghi'nin Spitalfields restoranını görüyorsunuz (Beyaz üzerinde kırmızı logolu). 7 Haziran 2019, Doğu Londra.
Bu dar pasajdaki binalar, 19 yüzyıl ve 20. yüzyıl başlarından kalma, tam bir Viktoryen hava hakim, çok güzel.
Artillery Passage, 7 Haziran 2019, Doğu Londra.

Buradan Bell Lane ve Tenter Ground sokaklarını takip ettim. Tenter Ground'da eskiden kumaş kurutulurmuş. Tekstil bölgesi. Biraz sonra karşıma bu güzel bina çıktı: Jewish Soup Kitchen.

1902'de (Yahudi takvimine göre binanın üzerinde de yazan 5662) açılan bu aş evi, civardaki fakir Yahudilere yemek veriyormuş, özellikle Büyük Bunalım döneminde her hafta beş binden fazla kişiye yemek verdiği söyleniyor. Şu an rezidansa çevrilen binanın orijinal ön yüzünü korumaları harika olmuş.
Commercial Caddesi üzerindeki köşe bina çok hoş. 7 Haziran 2019, Doğu Londra.

Sonra Commercial Caddesine döndüm ve Spitalfields Market'i gezdim. Oh oh içeride neler yok ki. Yiyecek-içeçek, kıyafet, takı, plak, kitap stantları, restoranlar, sanatsal ürünler satan dükkanlar.
Spitalfields Market'tan bir kare. 7 Haziran 2019, Doğu Londra.
Yiyecek-içecek bölümünde gezerken Türk olduğunu anladığım iki stant sahibesine geçerken 'Kolay gelsin' dedim. Ters bir şekilde bakarak 'Kolaysa başına gelsin' diye cevap verdi birisi, aslında yiyecek bir şeyler alacaktım ancak bu kaba saba tavır karşısında durmadan devam ettim.
Korkutucu bir kapı kolu. 7 Haziran 2019, Doğu Londra.
Sırada Brick Lane var, çok canlı, hareketli bir cadde. Akşam Can'la İtalyana gitmeyecek olsak buradaki Hint restoranlarından birinde erken akşam yemeği yerdim.
Brick Lane, karşıdaki muraller muazzam. 7 Haziran 2019, Doğu Londra.
Buralarda daha çok Müslüman göçmenler var. Çok sayıda cami de mevcut. Ortamda her tür hanehalkı bulunmakta. Geçmişte ise çok sayıda İngiliz sanatçının doğum yeri ya da yaşadığı yer.
Sokak sanatı ne güzel şey. 7 Haziran 2019, Doğu Londra.
Duvar sanatları hoşuma gidince bu sokağa döndüm. Sonradan geçtiğim sokak ve caddelerde sadece göçmen dostlarımız vardı. Bazılarından çekinir gibi olmadım desem yalan olur. Ancak herhangi bir sorun çıkmadı. Aynı zamanda güzel toplu konutlar, yemyeşil parklar, spor sahaları ve okullar geçtim. Bölgedeki çocuklar için her tür imkan yaratılmış.
Hanbury Caddesi üzerindeki muhteşem eser. 7 Haziran 2019, Doğu Londra.

Şu gezegenimiz bu duvara ne güzel resmedilmiş bakar mısınız... Tek kelimeyle ba-yıl-dım.
Allahım zürafaları ve tüm arkadaşlarını korusun. 7 Haziran 2019, Doğu Londra.

Bakmaya doyamadım. Kim/ler yaptıysa teşekkür ederim. Yoksa Netflix mi sipariş etti acaba bu duvarı? Olur olur.
En yakın metro istasyonuna yürürken geçtiğim caddelerde durum buydu. Londra demezsiniz değil mi?

Artık eve dönme vakti geldi, akşam için üzerimi değişip kardeşimle buluşacağım. İtalyanlar bizi bekler.
50 Kalo Pizzacısı, 7 Haziran 2019, Londra.
Süper bir yemek yedik. Yemek sonunda tatlı menüsüne bakarken dikkatimi çekti, hem de ilk sıradaki tatlı babalı: Baba Al Rhum. Babayı roma yatırdık servis ediyoruz diyor, nasıl bir şeyse artık.
Komik bir tatlı keşfettim ama kabul edin. 7 Haziran 2019, Londra.
Yemek sonrası biraz yürüyüş, komiklik şakalar...
7 Haziran 2019, Londra.
Şu Tudor tarzı binalara bayılıyorum ya, sıra evler, çıtır çıtır dizilmişler siyah beyaz kibrit kutusu. Bunun karşısında neden bekleme yaptığımızı sorarsanız, tam şu an yarın akşamki jazz jam'e bilet alıyorum.
7 Haziran 2019, Londra.

Ardından bu kez de Mr Foggs bizi beklediğini bildirmiş. O nedenle derhal icabet ettik. Şerefinize!
Mr Foggs'da cinciler. Fondaki yağlıboya teyze/amca manidar. 7 Haziran 2019, Londra.

25 Ağustos 2019 Pazar

Anish Kapoor @Lisson

Evde Twinings çayları eşliğinde sabah kahvaltımı yapıyor, bir yandan Brexit dolu haberlere bakıyordum. İngiliz parlamentosunun Brexit oturumları, milletvekillerinin gülüşmeleri, konuşmacılarla dalga geçmeleri, aiii, naiii diye bağırmalarını içerdiğinden çok eğlenceli. Ancak bir yerden sonra 'eehh yallah Brexit' deyip zapladım, karşıma Sky News çıktı ve tam olarak aşağıdaki röportaja (4,5 dk civarı) denk geldim.

Anish Kapoor, Lisson Gallery’de son sergisi ve de Brexit -yine Brexit'ten kaçamadık- üzerine konuşuyor. Sky News’ün anchor’larından Adam Boulton Anish’i sıkıştırıyor. Pardon da Anish sıkıştırılsa ne olur, dünyanın en zengin insanlarından biri (Serveti 1,75 milyar pound). "Sir" zaten kendisi. Cevaplarını verirken de o tavrı koruyor. Sir Anish Kapoor, Damien Hirst gibilerini içine alan bu tür yapıları -yapı diyorum çünkü bu çok büyük bir endüstri- elitist ve sahte sayanlar çok. Genelde şöyle derler:

1. Böyle sanat mı olur, o zaman ben de köpek balığının içini doldurayım, 2 milyon pound kazanayım!
2. İki tül parçasını almış, üzerine kan rengi boyaları atmış, savaşlar bitsin diyor. Zırvalık!
3. Afyon mermerlerini, oniksleri Londra’ya götürtmüş, birkaç işçiye kestirtmiş, müstehcen şekiller vermiş (kendi bile yapmamıştır onu), cilalamış. Zenginler bunlara kaç milyon verip bahçelerine koyuyorlar. Sonra kadın bedeni üstünden sanata kızıyorsunuz!
4. Bir beyaz duvarın üzerine çamurları löp löp atmış, 'son sergim çamur toplarından ibaret, gel bunu gez' diyor. Bunlar tuvale adam gibi resim çizemiyor, sonra sağa sola çamur atıp sanatçıyız diyorlar!
5. Devasa boyutlarda konkav-konveks aynalar kestirmiş, enstalasyon diye milletin gözünü boyayacak!

Bu görüşlere genelde katılmıyorum. Bu bir piyasa. Piyasalaşma da esasen kalkınma göstergesidir. Ekonomideki serbest piyasa kuralları burada da geçerli: şeffaflık, hesap verilebilirlik ve kurumların bağımsızlığı (Ah ah buradan Türkiye'ye öyle bir bağlanır ki, neyse susuyorum.). Güncel sayılacak bir örnekle devam edelim: Sotheby’s’in Ekim 2018’deki müzayedesinde, Banksy’nin 1 milyon pounda satılan Kırmızı Balonlu Kız adlı eseri, tokmak vurulduktan sonra kendini imha etti. Olaydan hemen sonra Banksy imha mekanizmasını gizlice nasıl yerleştirdiğini ve nasıl çalıştırdığını gösteren bir video yayınladı. Sanat uzmanları ise satın alanın şanslı olduğunu, eserin imha olmuş haliyle en az %50 değer kazandığını belirtti. İşte size piyasa ve win-win. Üstelik Banksy de sanat piyayasına dair protestosunu yapmış oldu, gerçi yukarıdaki beş maddeyi savunanlar bu protestoya da 'sahte' dedi ama olsun...

Bu piyasa ile ilgili tek itirazım şu olabilir: Anish ve Damien gibi heykel ve enstalasyon türünde eser üreten sanatçıların, bunları parçalar halinde öğrencilerine yaptırmaları ve sonra altına kendi imzalarını atmaları. Bunu saklamıyorlar da zaten. Türkiye’de de bunu yapan sanatçılar var, isim vermeyeceğim ancak belki de verebilirim. ‘Öğrencilere de bir hayrımız dokunsun’ gibi bir argümanları olabilir. Ancak sonu satış olan eser, heykel ve parçaların bireyselliğine ve özel oluşuna inanıyorum. Müzayede, galeri ya da fuarlardan bir parça satın alıyorsam eserin her şeyiyle imzasını atan sanatçıya ait olduğuna inanmak ve bunu bilmek isterim.

Sanat piyasasına dair görüşlerden sonra ana konuya devam ediyorum. Londra’ya kardeşim Can’ı ziyarete gelmişim, Anish de Londra’da bana gelmiş, zımni de olsa davete icabet edeceğiz artık. Anish'in Türkiye'deki sergisiyle ilgili 2013 tarihli yazıma göz atmak isterseniz, buradan.
Shoreditch'e geçmeden önce Can'ı işyerinden almaya gittim. O sırada Hakan merhaba demeye geldi. WeWork, 17 Mayıs 2019, Londra.

Anish'e gitmeden önceki gece Shoreditch'te sabahladığımızdan cumartesi geç uyandık.
WeWork Aldwych House'da kardeşim Can'la. 17 Mayıs 2019, Londra.
Brindisa'da tapas ziyafeti, ardından Blues Kitchen'da müzik ve cin ziyafeti, oh oh daha ne isterim.
Brindisa Shoreditch'teki tapas lezzetliydi. 17 Mayıs 2019, Londra.
Blues Kitchen kocaman bir kulüp. Neşeli insanlar ile pirinçler eşliğinde blues ve caz...
Blues Kitchen duvarlarından bir afiş. Bunu çektiğimde gün dönmüştü. 18 Mayıs 2019, Londra.
Çıkışta Türk dönercisinden dürüm döner. Resmen kuyruk vardı. Türk olduğumuzu öğrenince torpil de geçtiler, ne var ki beğendim diyemem, çok temiz ve leziz ama eti bana farklı geldi, meğer İngiltere'de kuzu etinden yapılıyormuş.

Dönüşte elimizde dönerlerle otobüse bindik, üst kata çıktık. Sonraki duraktan binen 6-7 kişilik bir grup 'geynç' siyah -fişlemek istemezdim ama burada belirtmem gerekiyor- arkadaştan biri (G) önümüzdeki koltuğa oturdu ve arkasını dönerek Can'a şöyle dedi:

G: Seninki neden öyle?
C: Pardon?!
G: Neden salatasız yiyorsun diyorum? (Dürümün içine ben salata eklettim, Can ekletmemişti.)
C: Sade yiyorum. (Can aşırı serinkanlı konuştu.)
G: Hee
C: Hea!
G: Nerelisin?
C: Türküm.
G: Hee bu işten anlıyorsun yani.

Bundan sonra kalkıp otobüsün en arkasına arkadaşlarının yanına gitti. Ciddi bir korku yaşadım ama Can'ın serinkanlılığına uyup kütük şeklindeki dürümü kemirmeye devam ettim. Saat sabaha karşı 3 ve otobüsün üst katında bir onlar bir de biz vardık. Konuşurken 'Dürümün bittiyse cüzdanını, saatini ve telefonunu rica edeyim' diyebilecek bir ekibe benziyorlardı. Can çok iyi idare etti ama bence o da biraz korkmuştur, korkmadım dese de...

Günlerden 18 Mayıs Cumartesi. Evde güzel bir kahvaltının ardından Monmouth Caddesine doğru yürümeye başladık, TY Seven Dials’da birer kahve içtik. Ortam aynen şu ama burada hep dışarıda oturuyoruz.
Timberyard'ın banana bread'leri harika, ısıttırıp üzerine de tereyağı sürdürün bence.
Hem Can puro içecekse rahat oluyor, hem de hareketli bir cadde, gelen geçene bakıp eğleniyoruz.
Can, puro ve flat white. Süt içmeyen kardeşim sütçü oldu. 17 Mayıs 2019, Londra. 
Gelen geçen kısmında aşağıdaki durum çok iyiydi. 21. yy aile protiplerinden biri olabilir. 'Bizim çocukları dolaşmaya çıkardık' tipi.
Tripod köpek puseti ilk kez görüyorum. Ailece hafta sonu yürüyüşüne çıkmışlar. Bu fotografı da yine TY Seven Dials'da kahve içerken çekmiştim ama sonraki gelişimde. 9 Haziran 2019, Londra.
Koparken fotograf çekilmesi konusunu tartışmaya açıyorum...
TY Seven Dials, 18 Mayıs 2019, Londra.
Oradan tube’e binip (İngiltere’de metroya tüp diyorlar, çünkü tüp genelde tünellerden gidiyor.) Lisson Gallery’e geçtik. Etrafı da kendi de sade bir galeri. Birkaç katı, birkaç odası ve bir de orta boy bahçesi var.
Sergi girişinde bu enstalasyon sizi karşılıyor. Çelik ve fiberglastan, adı Shade, 2019 tarihli. Çiviler birleşmiş bu hali almış. Bu çalışma sanki serginin kalanındaki tüm eserlerin özeti gibi: vahşi erotizm. Sohbet ettiğim galeri görevlisi de kareye girmiş. Anish Kapoor Sergisi, Lisson Gallery, 18 Mayıs 2019, Londra.
Galerinin mimari tasarımına sade desem de kendisi pek sade sayılmaz. 1967’de kurulan bu çağdaş sanat galerisi, Anish Kapoor ve Julian Opie’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda dünyaca ünlü İngiliz heykeltıraşı ilk tanıtan galeri olma özelliği taşıyor.
Ortada pembe oniksten isimsiz bir çalışma, duvarlarda da tuval üzerine yağlı boya eserler (Eserlerin adları-sol baştan: New Blood, Matter Apart ve Blood Solid, hepsi 2018 tarihli). Duvardakileri şişmiş verimli organların bir gösterimi olarak düşünebiliriz. Karanlık dünyalarından sızıp çıkıyorlar. Can da konsepte uyumlu giyinmiş. Anish Kapoor Sergisi, Lisson Gallery, 18 Mayıs 2019, Londra.

Şu an Londra’nın yanı sıra NY ve Shangai’da da galerileri var. Tabii mevcut durumda sadece İngilizleri değil, Marina Abramovic, Ai Weiwei ve Sean Scully gibi dünyaca meşhur (dünyaca meşhur demek az kaldı, her biri olay olay) sanatçıları da temsil ediyor.
Pembe oniks heykelin üstten görünüşü. İki böbrek mi dersiniz, yumurtalık mı, labia mı bilemem, ancak niye tabuttalar onu da düşünün. Doğal taşların insanı alıp götüren bir tarafı var. 18 Mayıs 2019, Londra.
1954 Mumbai doğumlu Kapoor, 1977'de Hornsey College of Art'tan, 1978'de de Chelsea School of Art'tan mezun oluyor. 1990 yılındaki 44. Venedik Bienalinde İngiltere'yi temsil ediyor ve Void Field adlı enstalasyonuyla 'en iyi genç sanatçı' ödülünü, 1991 yılında ise Turner Ödülünü kazanıyor. Ayrıca Oxford Üniversitesi 2014 yılında Kapoor'a onursal doktora veriyor. Anlayacağınız İngilizden daha çok İngiliz.
Lisson Gallery, sergi kapsamında bir de Anish Kapoor kütüphanesi oluşturmuş. 18 Mayıs 2019, Londra.
Kendi jenerasyonunda Dünyanın en önemli heykeltıraşlarından biri olarak kabul edilen Kapoor, daha çok kamuya açık alanlarda sergilenen devasa boyutlardaki, form ve mühendislik olarak insanı şaşırtan işleriyle biliniyor. Bir örnek benim de çok beğendiğim ve bir gün yakından görmek istediğim, Kapoor'un Amerika'daki ilk kamusal enstalasyonu olan Chicago'daki Cloud Gate.
Chicago merkezdeki Millenium Park'ın 20014'teki açılışı için Anish Kapoor'a sipariş edilen, AT&T'nin şehre bir hediyesi. Enstalasyon AT&T Plaza'nın önünde. Buna 'The Bean' de diyorlar. 110 ton ağırlığında.


Anish Kapoor, Lisson Gallery'deki bu onyedinci sergisinde yine çok sevdiği feminen temaları tercih etmiş. Tuvaller büyük, renkler göz alıcı. Kapoor tuval üzerine yağlı boya insanı değil; ancak sanırım ilk kez yağlıboya tuvallerini görme fırsatım oldu.
Bunlar da 2019 tarihli isimsiz iki yağlı boya. İsimsiz olsa da ana rahmi yorumunu yapmak yanlış görünmüyor. Boğa var bir de her iki resimde de, kadının gücünü temsil ediyor olabilir. Anish Kapoor Sergisi, Lisson Gallery, 18 Mayıs 2019, Londra.

Kapoor şunu demek istiyor: İnsanın içinden ne çıkıyorsa bu daima kirlidir, zordur, her zaman da sorunludur. İçimizden çıkanları bir şekilde temizlemek zorundayız, esasen de tüm hayatımız böyle geçiyor. Doğru felsefeye ne gerek? Olaya felsefi bakmayalım dersek de bunlar düpedüz adet kanaması. Nasıl baktığımıza bağlı. Şurada Kapoor kendisi anlatmış.
Silikon, fiberglas ve gazlı bezden isimsiz 2016 tarihli bir çalışma. Önceki yağlı boyalarda anlatılan, içimizden çıkanları bezlerle mi temizliyoruz acaba? Anish Kapoor Sergisi, Lisson Gallery, 18 Mayıs 2019, Londra
Galeri görevlisine birkaç gün önce Sky News’da izlediğim Kapoor röportajını galeride canlı izleyip izlemediğini sorunca ‘Benim haberim yok, ben neredeydim o sırada acaba?’ dedi. Sohbetimizin devamında da serginin açılış gününde (14 Mayıs 2019) izdiham yaşandığını, galeride adım atacak yer olmadığını belirtti. Şaşırmadım, çok ünlü bir sanatçı, insanlar akın etmiştir.
Yine üstteki ile benzer bir parça. Burada da hijyenik pedlerden esinlenmiş olabilir. Anish Kapoor Sergisi, Lisson Gallery, 18 Mayıs 2019, Londra.
Bir de güzel tarafı, 15-20 dakikada gezebilirsiniz, sergide toplamda 16 parça vardı ancak galeri de derli toplu, eserler güzel konumlandırılmış. Dolayısıyla pratik şekilde girip çıkıyorsunuz.
Soldaki isimsiz, sağdakinin adı 'Rectangle within a rectangle', her ikisi de granit ve 2018 tarihli. Gri olan National Geographic'in kapı benzeri logosunu/sarı çerçevesini andırdı bana. Bilmiyorum biliyor musunuz ancak kapıyı, psikolojide ana rahmi olarak sayan görüşler var. Lisson Gallery, 18 Mayıs 2019, Londra. 

Bunlar da bahçedeki üç heykel...
Sağdaki İran oniksinden 2018 tarihli isimsiz bir çalışma. Lisson Gallery, 18 Mayıs 2019, Londra.
Lisson çıkışında, oraya çok yakın olan Küçük Venedik’e yürüdük. Londra’dan Venedik’e nasıl mı oluyor? Güzel oluyor, ciddi ciddi de benziyor.
Küçük Venedik (Little Venice), 18 Mayıs 2019, Londra.
Bölgenin adı Little Venice. İki ana kanal üzerine kurulmuş yemyeşil bir mekan. Zaten Londra’da hava kirliliği olsa da yeşil alan sorunu hiç yok. Kanal üzerinde tekne turu yapabiliyorsunuz. Sabit teknelerde de bayağı bayağı insanlar yaşıyor. Güzel film seti olur burası.
Teknede doğum günü partisi vardı. Küçük Venedik, 18 Mayıs 2019, Londra.

Kanalın tam üstündeki Cafe Laville'de chips&beer yaptık, kafenin sahipleri de İtalyandı, hatta Can şiparişi kolay yoldan İtalyanca verdi.
Cafe Laville, Küçük Venedik, Londra.

Yemeğin ardından evin yolunu tuttuk. Yalnız olsam buradan Camden’a yürürdüm ama Can yorgundu. Londra'daki son günüm çok güzel geçti, sanat, sohbet, spor dolu...

6 Ağustos 2018 Pazartesi

İsa, Sambadrom, Selaron

Rio'nun simgelerinden Kurtarıcı İsa Heykeli. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Ertesi sabah tropik meyveli sıkı bir kahvaltının ardından Corcovado’ya çıkmak için yola koyulduk. Corcovado Tepesinde dünyanın yeni 7 harikasından olan meşhur İsa heykeli var.
Copacabana'da otel kahvaltısı. Gerçek bir papaya hastasıyım, meyveyle pek aram yok ama bu başka.
8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Önce Corcovado’dan başlıyorum. Portekizce’de kambur anlamına geliyor, adını şeklinden almış. Corcovado, Tijuca yağmur ormanının bir parçası. Tijuca ise dünyada bir şehir sınırları içindeki en büyük orman. Bu Cariocalar (Riolular) çok şanslı.
Corcovado öncesi taklitçi zihniyet. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Corcovado Tepesine tramvayla çıkılıyor. Biletleri alıp atlıyoruz tram’a. Tırım tırım çıkıyoruz. Tabii orman çok sık ve ağaçlara değe değe çıkıyoruz. Tram’a yakın olanlar ağırlıklı kahve bitkisiymiş.
Corcovado için hazırız. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Gelelim Kurtarıcı İsa, Christ the Reedemer’a ya da Portekizce Cristo Redentor’a. Heykelin kaidesi 1922’de yerleştirilmiş ve yapımı 1931’e kadar sürmüş. Uzun sürmesinin nedeni devlet tarafından değil, kilisenin öncülüğünde toparlanan özel fonlar ile yapılmış olması.
Heykelin genel konumunu görelim diye koydum. Rio zaten olağanüstü bir coğrafyaya kurulmuş. İsa da mükemmel konumda.

1922’de kaidenin yerleştirilmesi sonrasında bir yarışma açılmış ve Brezilyalı mühendis Heitor da Silva Costa’nın eskiz önerisi kabul edilmiş. Bu ilk eskizde İsa'nın sağ elinde haç, sol elinde de dünyayı tutması planlanmış. Ancak sonra bir başka Brezilyalı sanatçı Carlos Oswald’ın katılımıyla İsa’nın kollarının açık şekilde tasarlanmasına karar verilmiş.
Corcovado Tramvayında. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.

İsa’nın başı ve elleri -ki bence en anlamlı ve mükemmel tasarlanmış bölümü heykelin yüzü- Fransız heykeltıraş Paul Landowski’ye emanet edilmiş. Çok doğru olmuş bir Fransız’a yaptırılması, adamlar bu konuda dünyadaki gerçek icracılar çünkü. Sonunda imalat 1926’da başamış ve 1931’de heykel kaidenin üzerine yerleştirilmiş. O günden beri de Rio de Janeiro’nun simgesi olmuş. Heykelin 75. yılı olan 2006’da alt kısmına bir şapel kondurulmuş. Hıristiyanlar açısından her anlamda hoş bir yer.

Heykel 30 metre, açık kollarıysa 28 metre uzunluğunda ve dünyanın en büyük art-deco heykeli.
Corcovado Tepesine doğru yol alırken şehrin manzarası. Adeta bulut örtüsü çekiliyor üzerimize.
8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.

Hava bayağı kapalı, acaba zirveye vardığımızda bulutlardan heykeli görebilecek miyiz diye düşünüyoruz.
Vay, Türk bayrağı da İsa Tepesine çıkmış, güzel fotograf. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Heykel için seçilen konum mükemmel. Tam karşısında Şeker Tepesi.
İsa bulutların üzerine çıkmış, ben hala oyun peşinde.
8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Şehir ayaklarınızın altında. Normalde altında ama aşağıdaki fotografta görüldüğü üzere, biz bulutların içinde bir günde İsa'dayız.
Aşağısı zifiri gri, bir şey görünmüyor. Başıma samba tacı takmışım gibi olmuş bir de.
8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Hele bir de açık havada denk gelirseniz tepeye çıkılan yol da manzaradar olacaktır. Bize öyle denk gelmedi.
Oyunlar, halkalar, İsa artık kusura bakma. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Herkes bulutların açılmasını ve heykelle açık bir kare yakalamayı bekliyordu.
Kurtarıcı İsa ile. Ne gülüyorsunuz bu kadar anlamadım ki? Pür neşe. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Heykelin bilhassa yüzünü ve bakışlarını çok beğendim, başının hafif öne ve yana eğimi filan belli ki ince ince düşünülmüş. Sonuçta da karşımıza bilge, kapsayıcı ve kucaklayıcı bir tablo çıkmış.
Açık bir havada görüntü budur.

Dönerken bulutlar biraz dağıldı da bir iki açık fotograf çektik.
Uçtu uçtu. Kurtarıcı İsa Heykeli, 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Hoplamalar, zıplamalar. Bu da benim kapsayıcılığım olarak kayda geçsin ama ne yapayım...
Kurtarıcı İsa Heykeline nispet. Kısmet. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Ebru da o kadar etkilendi ki heykelden, şapka çıkarıyor...
Kurtarıcı İsa Heykeline veda. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Corcovado’dan iniş tramvayına binmeden az önce sokak sanatçılarından güzel birkaç resim aldık, çok renkli, neşeli çalışmalar vardı.
Corcovado, 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Son Corcovado karesi, yerel bir sanatçıdan aldığım tablolar rulo halinde elimde.
İsa aşkına Corcovado Tepesine bu tramvayla çıktık. Hoşçakal Kurtarıcı İsa. Allah kurtarsın. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro. 
Buradan ana caddeye döndüğümüzde önümüzden bir sokak satıcısı geçiyordu. Çok şirin bir şey satıyor, bu ne dedik, adam atmaya başladı elindeki nesneyi (petecaymış), elini raket gibi kullanarak.
Brezilya renklerinden peteca. Çok eğlenceli, denk gelirseniz alın.
Ondan da birer peteca aldık. Peteca, badminton topunun daha genişçesi gibi ve elde imal ediliyor. Raketsiz elle oynuyorsunuz. Maksat yere düşürmeden top döndürmek. Bayağı eğlenceli. Bu oyun Brezilya’nın tarihi kadar eskiymiş. Plajdaki voleybol sahalarında da oynuyorlar.
İyi doyduk. Nusret gel şurayı bir incele bence. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Öğlen oldu, acıktık. Tabii bu Latin dünyasının etleri meşhur. Copacabana’da güzel bir restorana gittik. Bu tip et restoranlarına churrascaria deniyor. Adı Carretao Lido, açık büfe salataları ve et-tavuk çok lezzetliydi. Dekorasyonu da retro bir tarzdı, binası zaten oldukça eski. Ben restoranın logosunu çok sevdim. Epey bir Carioca da öğle yemeği yiyordu, demek çok da turistik bir yer değil.
Carretao Lido'da egzantrik haller. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Dev şişleri masadaki delikli tabaklara ya da tabağınıza dikip, etin neresinden istiyorsanız orasından keserek ikram ediyorlar. Önünüze bir tarafı yeşil, diğer tarafı kırmızı kartlar veriyorlar. Doyduysanız kırmızı tarafı, yok ben daha yerim diyorsanız yeşil tarafı üste gelecek şekilde kartları tabağınızın yanına konumlandırıyorsunuz.
Rio Karnavalının en renkli anlarının yaşandığı ve samba okullarının geçit törenin binlerce insan tarafından izlendiği Sambadromdayız (Portekizce Sambodromo). 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.

Yemekten sonra Sambadroma geçtik. Burası Rio Karnavalında samba okullarının hünerlerini sergilediği törenin yapıldığı ve izleyiciler için karşılıklı tribünleri olan mekan. Aynı zamanda etrafında samba okulları bulunuyor. Burada Brezilya’nın en büyük samba okulu Grande Rio’yu gezip bilgi alacağız.
Karnaval deneyimi için Academicos do Grande Rio'dayız.
Grande Rio’nun sempatik yetkilisi Cecilia bizi kapıda karşıladı ve okulu gezdirdi.
Rio Grande samba okulunun bu yılki karnavalda kullandığı dekorlardan örnekler. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.

Rio Karnavalı, her yıl Paskalya öncesi (Şubat-Mart aylarına tekabül ediyor) Hıristiyanların 40 günlük perhizinden önceki dört gün boyunca kutlanıyor. Yani tövbe edip dünyevi zevklerden kaçınma döneminden önceki son büyük parti gibi düşünebiliriz. Parti de ne parti ama!
Bu yılki karnavalda Rio Grande samba okulunun kullandığı arabalardan birinin parçası. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Sambadromdan başlamak gerekirse, “Saatlerce süren Rio Karnavalı sadece 800 metrelik bu pistte mi cereyan ediyormuş?!” diyorsunuz görünce. Evet, her yıl milyonlarca insanın katıldığı dünyanın bu en ünlü festivalinin en önemli olayı olan geçit töreni 800 metrelik bu alanda gerçekleşiyor.
Bu yılki geçit töreninde Rio Grande samba okulunun kullandığı arabanın parçası. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Okulun içini dolaştıktan sonra samba ve okulun tarihini anlatan kısa bir belgesel izledik ve güzel bilgiler aldık.
Karnaval kostümlerinden örnekler. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Geçit töreninde (İngilizce samba parade, Portekizcede desfile diyorlar, yani defile) en iyi samba okulları yarışıyor ve jüri, 10 kriter çerçevesinde o yılın kazananını seçiyor.
Bahialı kadın kostümü. Okullar Karnavalda bu kategoriden de puan alıyorlar. Bunlar tören alayının orta ya da son bölümlerinde yer alan yaşça daha büyük kadınlarmış. Esasen Brezilya'nın Bahialı köleleri onuruna oluşturulan bir grupmuş. Hep bu şekilde kabarık etekli olurmuş bunların kostümleri. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Öğrendik ki epey kriter var ve olay, öyle televizyondan görünen şaşa, renkler, kostümler, kıvrak dansçılar değil. Okullar, bu geçit törenine aylar süren hazırlıkla çıkıyorlar. Toplam 12 samba okulu var ve her birinin geçit törenindeki süresi 1 saat 15 dakika.
Rio Grande samba okulunun kostüm tasarımları, bir karnaval için onlarca farklı kostüm çiziliyor.
8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.

Grande Rio’nun toplam 3.200 öğrencisi varmış ve öğrenciler birbiriyle yarışıyormuş o yıl karnavala çıkmak konusunda. Hatta bizim gibi işi gücü olan ama bu işe çok meraklı olanlar, geçit törenine çıkmak için üzerine para veriyorlarmış, hatta kostümlerinin parasını dahi kendileri karşılayabiliyorlarmış.
Kostüm tasarımı, bayıldım bu oranj soslu kostüme.
Cecilia’ya “Karnaval size kaç papele patlıyor?” diye sordum. Bir karnaval okula 11-14 milyon reale mal oluyormuş. 3 ila 4 milyon dolares ediyor. Büyük para.
Rio Grande samba okulunda sergilenen kostümlerden biri. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Bir samba okulu için geçit töreninin en mühim kısımlarından biri ana sergi arabası. Okullar bu arabaların estetiği, yaratıcılığı ve süslemelerinden puan alıyorlar. Bu arabaların üzerinde ünlüler, milli sporcular o samba okulunun kostümleri ile yer alıyor ve o okulun jüriden puan toplaması için yardımcı oluyor.
Rio Karnavalında geçit töreni ve temsili aslan konseptli bir araba.

Samba okulları, sonraki yılki karnavalda sunacakları temaya karar verir vermez, bu arabaların tasarımına -neredeyse karnaval biter bitmez- başlıyorlar. Dekorlar, kostümler ve koreografi bu tasarım etrafında belirleniyor.
Şubatta Karnaval bitti, tüm yıl yan gelip yatmak yok. Okulların karnaval takvimi yıla yayılıyor.
8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.

Kostümler çok ağır. Zaten o nedenle bazı alengirli ve çok ağır kostümleri erkeklere ya da trans bireylere giydiriyorlar.
Ağır kostümleri erkeklere giydiriyorlarmış.
Kostümleri yakından inceleyince, bir samba okulunun 800 metreyi 1 saat 15 dakikada almasına şaşırmamalı zira üzerlerindeki o yükle bir sağa bir sola, yani bir ileri iki geri ancak bitiriyorlar 800 metreyi.
Kostüm ve koreografi çok önemli bu işte.

Samba okuluna gelip de mini bir samba deneyimi yaşamadan olmaz diyoruz ve kostüm odasına dalıyoruz.
Academicos do Grande Rio, okulun armasının önünde. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Çok eğlenceli! Benim kıyafeti sempatik mi sempatik bu Carioca seçti, elleriyle de giydirdi.
Çok eğlendim. Beyin kostümü beynimi yedi yalnız, onu belirteyim. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Okul çıkışı sambaya bakışım epey değişti diyebilirim. Öyle çal oyna bir durum yok, ciddi efor, emek söz konusu. Karşılığı da her yıl Brezilya’ya milyonlarca yerli-yabancı turist ve ülke tanıtımı olarak dönüyor.
Bu öyle misket, erik dalına benzemez yalnız. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Gel bir de böyle poz verelim dedi, derhal kanki dedim. Çok cana yakınlar...
Rio Grande okulunda karnaval deneyimi. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Dolu dolu geçen bu karnaval deneyiminin ardından soluğu Lapa merkezde alıyoruz.
Selaron Merdivenleri. Sanatçı Jorge Selaron, merdivenlerde Brezilya bayrağının, yan dekorlarda ise ana vatanı Şili bayrağının renklerini tercih etmiş. Merdivenlerin sonu Santa Teresa'ya çıkıyor. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.

Herkesin “sakın en sonuna çıkmayın, mahalleli hiç misafirperver değil, hatta ölüm tehlikesi var” dediği Escadaria Selaron’a (Selaron Merdivenleri) gidiyoruz.
Selaron Merdivenlerindeyiz. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.

Burası Şilili seramik sanatçısı Jorge Selaron’un evinin olduğu yer. Selaron 1990’da kendi kapısının girişini güzelleştirmek amacıyla küçük bir seramik mozaik yapıyor. Bunu gören ve beğenen yan komşusu “Jorge, şu seramikleri benim kapıya kadar uzatsana kardeş” diyor. Öyle öyle 250 basamaklı merdiven bu hale geliyor.
Hacivatım ve Karagözüm merhabalar. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Merdivenler o kadar meşhur oluyor ki dünyanın dört bir tarafından seramik hediye ediliyor Selaron’a.
Güney Afrika seramiği süper, üstteki güzelim çiçeğin adı protea.
Şu an merdivenlerde 60 ayrı ülkeden 2000’den fazla seramik olduğu belirtiliyor.
Selaron Merdivenlerinde iki turistle bi fotograf çekineyim dedim. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Selaron’un “ben ölene kadar sürecek” dediği bu güzel proje, ne yazık ki 2013 yılında, Selaron'un merdivenlerde ölü bulunmasıyla sona eriyor. Mahalleli mi öldürüyor yoksa intihar mı tam anlaşılamıyor. Adamcağız ölüyor ama burası şehrin turistik noktalarından biri olmaya devam ediyor. Ölmeseydi keşke, üzüldüm bayağı.
Selaron, sen Brezilya'yı seviyorsun, ben de seni seviyorum. 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Merdivenlerin hemen yan tarafında eğlenceli bir sokak konseri vardı. Ey Riolular, çok sevdim sizi, hayat bize güzel anlayışına devam Riolular! Obrigado Riolular!

Civardaki duvar resimleri de görülmeye değerdi.
2014 Brezilya Dünya Kupası fonunda Ebru. 8 Nisan 2018, Lapa, Rio de Janeiro.

Yaratıcı... Alt dekor Lapa su kemerleri. Üstte de müzikal bir tema söz konusu. Rio'nun duvar resimleri de müzik soslu, çok sevdim.
Lapa, 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Müzik olmadan asla, çevir fıçı fıçı...
Lapa sokaklarında, 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.
Yine fonda Lapa su kemerleri ve hoş bir ekip. Çoğunun suratı asık, müzik işi ciddiye alınır tabii.
Lapa'da enfes duvar resimleri, 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.

Şu Dali’nin bıyığını bir çekelim bulmuşken. Ya Dali Dali nasıl yedin sen o tavşanını pişirip, gerçi pişiren senden deli karın Gala’ydı di mi pardon minişim.
Dali'yi rahatsız ederken, 8 Nisan 2018, Rio de Janeiro.