lion king etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lion king etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2015 Pazar

V&A

Londra’daki favori müzelerimden biri, bizim Viktorya ile Albert’in müzesi (V&A Museum). Öyle ki bu seyahatimde iki kere gittim.
Bashaw, Matthew Cotes tarafından 1832-1834 yılları arasında yapılmış. V&A Museum, 25 Haziran 2015, Londra.
Bu newfoundland türü köpek, Dudley Kontu tarafından sipariş edilmiş ancak Kont maalesef heykel bitmeden vefat etmiş. Adı 'Bashaw' ise 'paşa'dan geliyor. Büyük titizlikle Matthew Cotes'ın Londra'daki stüdyosunda yapılan heykel, renkli mermer, taş ve bronzdan yapılmış. Minderden ona tıslayan yılana dikkat.



























Biliyorsunuz Viktorya ile Albert kuzenler ama 9 tane de çocukları olmuş! Belli ki “Kuzen ne haber?” derken olan olmuş.
V&A Müzesi girişi, 25 Haziran 2015, Londra.

Burası Güney Kensington’daki müzeler bölgesinde yer alıyor. Resmi açılışı Kraliçe Viktorya tarafından 1857 yılında yapılmış.
George Frideric Handel, heykel Louis François Roubiliac'a ait, 1738. V&A Museum, 25 Haziran 2015, Londra.
Sonradan İngiliz olan besteci Handel'in gerçek boy mermer heykeli dönemin girişimcisi Jonathan Tyers tarafından Roubiliac'a sipariş edilmiş. Heykelde Handel'i günlük kıyafetlerle görüyoruz; gömleği iliklenmemiş, ayakları bilibili, terlikleri gligli olmuş, şapkasına ise hiç girmiyorum. Yanındaki çocuk notaları bir viyolanın sırtında yazıyor. Dikkatli bakarsanız yerde de obua ve flüt var. Handel elinde lir dikkatlice kendi müziğini dinliyor. Heykele aşık oldum diyebilirim. Güzel çerçevelenmiş, 'S' formunda bir heykel olarak tasarlanmış.Öyle ki Handel'in hırkasının inişi bile buna göre verilmiş.

Dünyanın en büyük sanat ve tasarım müzesi. Yaklaşık 150 galeriden ve milyonlarca parçadan oluşan bir koleksiyonu var. Resimler, baskılar, seramikler, heykeller, mücevherat, tekstil, mobilya, metal ve cam işleri, moda, fotoğrafçılık, güncel sanat ve daha neler neler… Nefis bahçesi ile restoranı ise cabası. Bayağı hoşuma gidiyor. 
V&A'deki Tiyatro ve Sahne Sanatları Turundan, 1969 tarihli Finlandiya'da basılmış bir poster: "Can you work out the 13 Beatles song titles hidden in this poster?"






















Kalıcı koleksiyonunun yanı sıra bünyesinde devamlı olarak geçici sergilere de yer veriyor. İngiltere’de müze girişleri ise bedava (genelde kalıcı koleksiyonlar için geçerli), o kısmını hızlı geçiyorum.
Tiyatro ve Sahne Sanatları Turu, V&A Museum, 25 Haziran 2015, Londra.

Perşembe öğleden sonra birkaç rehberli tur için V&A’deydim. Önce bir giriş turuna katılıp ısındıktan sonra V&A’in tiyatro, sahne ve performans sanatları koleksiyonunu anlatan 1 saatlik tur ile devam ettim. Bu koleksiyon gerçekten çok güzel, rock ve pop starların posterleri, tiyatro ve bale kostümleri, kuklalar, setlerden görüntüler ve en önemlisi gösterimdeki Aslan Kral’dan kostümler. Ay çok heyecanlı! 
Rüzgar Gibi Geçti setinden Clark Gable ve Vivien Leigh, fotograf Clarence Sinclair Bull'a ait, 1939.
V&A Museum, 25 Haziran 2015, Londra. Çok beğendim bu fotografı.
Solda da Leigh'in 1935'te West End'de sahne aldığı "The Mask of Virtue" programı duruyor.


























Bu koleksiyon, 1920’lerde bir koleksiyonerin tiyatro koleksiyonunu Müzeye bağışlaması ile oluşmuş. Sahne sanatlarının hem dününü hem de bugününü bulabileceğiniz bir vaha. Gezdiren rehber Amerikalı bir müze çalışanıydı, güzel anlattı.
Tipografik poster örneği, Covent Garden Operası'nın 1948 tarihli program posterinde
pazarlama anlamında görsellikten ziyade kreatif takımın üzerinde durulmuş. Tek görselliğin
posterin üst kısmında kullanılan perde motifi olduğunu görüyoruz.
Bu poster bana sade ve anlaşılır geldi, multimedia'yı oldum olası sevmem zaten.
Posterlere bayıldım.

Kylie Minogue’nin 2007 Showgirl: Homecoming Tour'undaki soyunma odasının replikası. Ayakkabılarına bakın ne kadar minnoş. Konser öncesi bu odada 2 saat geçiriyormuş. Bu odada görülen tüm eşyalarını da her tura mutlaka götürüyormuş. Koltuğuna serdiği kuzu postu ve kız kardeşi Dannii'nin rujla aynaya yazdığı bol şans mesajına kadar yapmışlar. Ruj ve ayna korku filmlerini anımsatsa da ortam çok şirin.
Kostümleri giyerek zaman makinesine girebilir, o çağlara gidebilirsiniz. Çalışma masalarında kendi çizimlerinizi yapabilirsiniz. Harika bir müzecilik anlayışı.
Kuğu Gölü Balesi'nin set tasarımını 1964 Viyana yapımı bir Kuğu Gölü kostümü (Odile bunu muhtemelen 3. sahnede giydi) ile birlikte göstermek istedim. 1987 prodüksiyonu Kuğu Gölü'nün sahne tasarımı Yolande Sonnabend'e ait.
Hareketsiz duramıyorum, ekşın ekşın dıkşın dıkşın!

Mick Jagger'ın Rolling Stones'un 1972 Avrupa Turu'nda giydiği kadife tulum muhteşem. Ne kadar ince ve dar bir insan ki bu kostümü sergilemek için müze tarafından uygun manken bulunamamış ve özel olarak yaptırılmış. Kıyafet, 60-70'lerin meşhur tasarımcısı Ossie Clark'a ait. Jagger'ın fotografta görülen kemeri maalesef müze koleksiyonuna ulaşmamış. Diğeri ise Coldplay solisti Chris Martin'in Fransız devrimci üniformalarına öykünen Stella Mccartney ve Sara Jowett tasarımı ceketi. Ceketin tasarımcıları arasında Coldplay'in de sayılması grubun her şeyin felsefesine ne kadar girdiğinin göstergesi aslında. Martin, bu ceketi 2008 tarihli Viva La Vida albümlerinin teması kapsamında uzun süre kullandı.
Aslan Kral’ın, kostümlerinin de müziklerinin de hastasıyız. Scar (Mufasa'nın şerefsiz kardeşi) ve Sarabi'nin (Simba'nın annesi) 2010 tarihli orijinal kostümleri karşımızda. Kostüm tasarımı müzikalin aynı zamanda yönetmeni olan Julie Taymor'a ait. Bunları giyip bir de nasıl dans ederek şarkı söylüyorlar ki? Zor iş…


Pandomim sanatçısı Harry Randall'ın seyahat makyaj kutusu, 19. yy. (1840-60). Gümüş, deri, pirinç karışımı süper kalite bir kutu. Solundaki kitap ise sahne makyajı tüyoları veriyor ve 1914 tarihli.


Benjamin Britten'ın yozlaşma ve masumiyet konularını tartışan ünlü operası Kötülüğün Döngüsü'nün (The Turn of The Screw) İngiliz Ulusal Operası'nın 1979 yılındaki Jonathan Miller tarafından yönetilmiş olan prodüksiyonuna ait setin bir modeli. Kötülüğün Döngüsü çok önemsediğim bir opera olduğundan ilgimi çekti. Zemin verev olarak orkestranın da üzerini geçecek şekilde kullanılmış ve böylece temsili seyirciye daha da yaklaştırmış.
2011 yılında rejisörlüğünü Aytaç Manizade’nin yaptığı temsili Süreyya'da izlemiştik. Karşılaştırma adına bizimkilerin sahne tasarımına göz atmak isterseniz tıklayın.

Çıkışta bahçede oturup bir şeyler yedim. Sonrasında Müzenin çok orijinal bulduğum bir müzikal etkinliğine katılmak istedim ama önceden rezervasyon gerekiyormuş. V&A Avlu, 25 Haziran 2015, Londra.

Bazılarımız "müze" deyince şöyle bir durabiliyor ama bunun gibi hoş vakit geçirten, hem öğretici hem eğlendirici müzeler de var. Aklınızda olsun.

5 Ocak 2015 Pazartesi

Aslan Kral

Simba, Aslan Kral
Londra West End’de sırasıyla “Wicked” (Büyücü), “The Lion King” (Aslan Kral) ve “The Phantom of the Opera” (Operadaki Hayalet) temsillerini izledik. 

Büyücü ve Operadaki Hayalet’e temsil günü bilet bulabildik ama Aslan Kral’ı riske atmak istemediğimizden biletlerimizi önceden (iki gün sonrasına) aldık. Leicester'da o anda bulabildiğimiz en uygun fiyat kişi başı 52,5 pounddu.

Londra’da şu an oynayan Aslan Kral bir Disney prodüksiyonu ve sözcüklerle anlatılamayacak kadar muhteşem. 
Bilge Babun Rafiki, Aslan Kral
Aslan Kral Walt Disney’in 1994’te lanse ettiği bir animasyon filmi. Bir müzikal film olan yapıt 2 Oscar kazanmıştı. Biri “Can You Feel the Love Tonight” ile en iyi orijinal şarkı, diğeri en iyi film müziği. Golden Globe, Bafta, Grammy gibi diğer birçok yarışmada da ödülleri var.

Yıl 1997’ye geldiğinde, Disney bunu Broadway sahnesine taşımak istiyor ve yönetmen olarak Amerikalı Julie Taymor’ı seçiyor. Taymor’ın rejisi 1999’dan beri de Londra Lyceum Tiyatrosu’nda izleyiciyle buluşuyor ve geçen yıl ilk defa İngiltere turuna (Cardiff ve Manchester) başlıyor. Taymor 1998’de Aslan Kral’la en iyi müzikal yönetmeni ve en iyi kostüm tasarımı dalında Tony ödülü aldı. Bu iki branşta ödül alan ilk kadın olma özelliğini taşıyor.
Simba büyüdü, olgunlaştı ve Nala'sına kavuştu.



Dünya üzerinde 75 milyondan fazla insanın izlediği söylenen, 15 ülkede sahnelenen ve 5 dile çevrilen Aslan Kral’ın başarısının sırrı içeriğinin evrenselliği, çok kültürlülüğü ve müziklerinin çekiciliği.

Sahne tasarımı, kostümler, koreografi, makyaj, efektler ve ışık görkemli bir şekilde oluşturulmuş ve her yönden çok derin bir araştırmanın ürünü olduğu belli. Müziklerinin ise konseptle ne kadar uyumlu olduğunu söylemeye hacet yok. Elton John ve Tim Rice (söz yazarı) Aslan Kral filmi için 6 özel beste yapıyorlar. Film müziği Hans Zimmer’a ait. Güney Afrikalı besteci Lebo M ise içine Afrika tınıları ile koro partilerini ekliyor. Mark Mancina ve Jay Rifkin de düzenlemeleri tamamlayınca bu çok katmanlı enfes müzik ortaya çıkıyor. Filmin sahneye uyarlanma sürecinde ise Disney ve Julie Taymor Lebo M’den müziklerdeki Afrika etkilerini genişletmesini istiyor. 
Çita ve zürafalar arz-ı endam ediyor. En sevdiklerim bir arada.
Girişte tüm hayvan türleriyle karşılaşıyorsunuz. Müzik ve olağanüstü görsellik sizi alıyor ve savanaya götürüyor. Ceylanlar sekerek geçiyor, tepelerde kuşlar uçuyor, fil ve yavrusu geziniyor, çita geçiyor, yerliler maskelerle dönüyor ve nefesiniz kesiliyor. Ağzım açık kaldı. Kostüm demek çok yanıltıcı olur: hayvanlar yaratılmış resmen ve hayvan kuklaları oyuncuların üzerine örülmüş neredeyse, olamaz böyle bir şey!
Tam vücut kukla örneği: yabani domuz Pumbaa
Kostümlerdeki temel nokta, çeşitli Afrika hayvanlarını sunan oyuncuların yüzlerinin her zaman görünecek şekilde tasarlanması. İzleyici zürafanın içindeki ya da çitayı kontrol eden oyuncuyu rahatlıkla görebiliyor. Taymor’ın bunu böyle sunmaktaki amacı hayvanların içindeki hümanizmaya dikkat çekmek. Şovda toplam 230 farklı maske ve kukla kullanılmış. Bunlar memeliden, sürüngene, balıktan, kuş ve böceklere dek 25 ayrı hayvan cinsini temsil etmek üzere tasarlanmış. Sayılar inanılmaz.
Gölge kukla örneği: Scar ve küçük Simba
Koreografi Garth Fagan’a ait. Görebildiğim kadarıyla modern, klasik ve tap dansların bileşimi ile savana hayvanlarının hareketlerine ve yaşamına son derece etkileyici bir dokunuş olmuş. Hikayeyi dans anlatıyor esasında da…
Çalılar rüzgarda savrulurken Rafiki Simba'ya şarkısını söylüyor.
Hikayeye gelemediğimi fark ettim. Aslan Simba’nın kral olma yolunda Serengeti’nin kalbinde geçen epik macerası bu. Amcası Scar adından da anlaşılacağı gibi Simba'nın önüne devamlı engeller çıkarır ve onu korkutur. Fakat babasının öğretileri, arkadaşları Rafiki, Timon, Pumbaa ve güzeller güzeli Nala sayesinde Simba, gerçek dostluğun önemini anlar ve gerekli hayat dersini alır.
Aslan Kral, Lyceum Tiyatrosu, 9 Aralık 2014, Londra. Vay, bende de aslanlı kostüm çıktı.
Kostüm ve sahne tasarımını incelemek için ise dürbün şart.


Yolu Londra’ya düşen ve düşecekler kesinlikle kaçırmasın. Her yönüyle çok emek verilmiş bir prodüksiyon. Bugünlerdeki West End için kişisel sıralamam ise: 1. Aslan Kral - 2. Operadaki Hayalet - 3. Büyücü.
Lyceum Tiyatrosu çıkışı, 9 Aralık 2014, Londra. Bir aslan bir aslana gitmiş.
Burcum Aslan, yükselenim İkizler, ay burcum Yay; bilenler kombinasyonu yorumlasın artık.