clapton etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
clapton etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2016 Pazar

461 Ocean Boulevard

Oray Eğin'in bugünkü yazısı, baştan sona birçok şey çağrıştırdı. Bunlardan birisi Eric Clapton'ın çok sevdiğim 461 Ocean Boulevard albümü.

Clapton, uyuşturucu bağımlılığından kurtulduktan sonra Temmuz 1974'te çıkarmıştı bu albümü. Bana da orijinalini (aynı yıl Madrid'te basılmış versiyonu) Barcelona'dan almak kısmet oldu. Pikabımın eskiyen hoparlör bağlantılarını halen yaptıramadığım için -Babam 6 aydır 'ben hallederim' diyor- dinleyemedim. Olsun, böyle olsun ama plak benim olsun.
Eric Clapton'ın 461 Ocean Boulevard'ını aldığım pazar çıkışında. Moritz'in Mini aracı tabii ki favorim. Hey gri pisluk, gergeriyan Mini'ye çarparak mı park ettin yoksa!? Palo Alto Market, 3 Ocak 2016, Barcelona.


Albümün adı Clapton'ın albümü kaydederken yaşadığı Golden Beach Miami'deki kiralık evin adresi. Sonradan o sokakta hayran izdihamı yaşandığı için belediye evin numarasını değiştirmiş hatta.
Sergideki plakların arasında bunu gördüğümde ne kadar mutlu olmuştum.
Üstüne de 'ABD'de 1 numara' logosu basmışlar, 'ona göre dinleyin yani!' diyorlar İspanyollara.
İyi de adam İngiliz, o ne olacak?
Albüm kapağının iç kısımları evin salonundan ve bahçesinden fotograflarla dolu. Clapton Atlantik kıyısında, çıplak ayak, sakallı ve gömleğinin önü açık vaziyette evin bahçesinde dolanmayı ve beste yapmayı seviyormuş belli ki.
Albümde Bob Marley'in I Shot The Sheriff'inin cover'ı da var ama bir Eric Clapton bestesi tercih ederim. Çok güzel şarkı...


Keşke Amy Winehouse da başarabilseydi.

29 Eylül 2011 Perşembe

Aranıyor: Samimiyet

Samimiyeti nerede aramam gerekiyor acaba? Hayatın içinde tüy gibi bir şey. Tutamıyorum bir türlü. İki insan arasındaki zihin zinciri için ilk şart(ım). Son zamanlarda insanlara olan güvenimi yitiriyorum. Ben mi fazla içten değilim? Aslında evet ‘içtenlik’ daha iyi ifade ediyor sanırım. Yani önce kendi içine bak, diye mi düşünmem gerekiyor?

Bilemiyorum ve mutabık değilim ama son zamanda dinlediğim en samimi müzik Wynton Marsalis - Eric Clapton buluşmasından çıktı. Çıkacağı da belliydi zaten.

Geçtiğimiz Nisan ayında üç gün üst üste Lincoln Center’da verdikleri konserlerin kaydı daha yeni, 13 Eylül’de hem cd hem de dvd formatında satışa çıktı: Wynton Marsalis & Eric Clapton Play The Blues Live From Jazz At Lincoln Center.

Marsalis’in esas eğitiminin klasik müzik -tabii maaile cazcı oldukları için aynı zamanda doğuştan caz müzisyeni-, Clapton’ın ise rockçı olduğunu düşünürsek, bu ikilinin ortak alanının blues olmasına biraz şaşabiliriz. Ama Clapton’ın özel blues ilgisini, bir İngiliz olarak blues öğrenmek için çok emek verdiğini ve de tüm kariyerinde bu müziğin etkilerini düşününce buna izin verebilirim. Rica ederim, ne demek!

Albüm, Armstrong’un Ice Cream’i ile başlıyor, toplam 10 parça içeriyor ve tümüyle New Orleans Blues = gitar+trompet+jazzy tonlar. Albümün Ice Cream’le başlaması benim için ayrıca özel: I scream! Albümde Layla, Corrine, Corrina filan da var. Layla’yı da epey ilginç şekilde çalmışlar, çok beğendim. Konserden bir kesit buldum, muhteşemden daha öte… Umarım bu ikili bir gün buralara da uğrar.


Bir de Wynton (sürekli niye aklıma wonton çorbası geliyorsa), tabii senin de ama esas abin Branford’ın büyük hayranıyım, nasıl yapsak?

Bir de Wynton, samimi söylüyorum, Eric’le senin albüm efsane olacak, olmuş hatta...