9 Ağustos 2011 Salı

Efsane SİSTEM kurulmuş!

Venezüella Simon Bolivar Senfoni Orkestrası, Şef Gustavo Dudamel

















Dün akşam Haliç Kongre Merkezi sahnesinde 14 kontrbas, 4 fagot, 12 viyola, en az 12 viyolonsel, 1 arp!,... gördüm. Toplam sanatçı sayısı 220, yaş ortalaması kanımca 22 ama disiplin, uyum dorukta... Bu kadar kalabalık orkestrayı daha evvel görmemiştim, bundan sonra da Venezüella Simon Bolivar Senfoni yine gelirse görürüm sanırım. Muhteşemdi diyeceğim, harikuladeydi diyeceğim. Çocuk ve gençleri suç dünyasından müziğe yönlendiren bir oluşum olan El Sistema’yı 1975 senesinde bir ekonomist, bir besteci, bir piyanist kurmuş; hepsi tek kişi –Jose Antonio Abreu– bu arada, el insaf!

Böyle örneklerde hemen insan kendi ülkesini düşünüyor, ilk çağrışım: maymun iştahı. Bizde böyle bir oluşum başlar neden başlamasın da, devamlılığı soru işareti. Abreu ödülünü alırken, “Venezuela-Türkiye müzikal kardeşliği” dedi, “Her türlü desteği sağlarım” dedi. Bülent Eczacıbaşı, Türkiye'de de benzer çalışmalar için anlaşmalar yapılacağını söyledi.

Bu arada sürekli güzel çıkaran Venezüellalılar ne kadar minyon bir halkmış, pıtır pıtır sahne aldılar, e 220 kişiyi yerlerini bulsunlar diye beklerken baktık biraz... El Sistema’da yetişen Dahi Dudamel’e gelirsek, o da çok minyonmuş bir orkestra şefine göre; karizma, sempatiklik ise had safhada. Bir gün onun Los Angeles Filarmoni sezonunu takip etmeyi çok istiyorum. Dün niye bis yapmadın ki Dudamel? Yoksa sondan bir önceki parça daha seslendirilmemişken, patır patır çıkan bir grup entelimiz mi gözüne takıldı? Bir de niye bis yapmadın diyor!

Söylemeden edemeyeceğim: Bomboş duran Haliç Kongre Merkezi, neden İstanbul Operası'na tahsis edilmez? AKM yok, Süreyya tam bir minnoş, Fulya desen ancak haftada bir gün, napsın bu insanlar, mecbur Yıldız Sarayı’nda dar kadroyla kız kaçıracaklar... o da kısmetse...

Merhaba.

7 yorum:

Adsız dedi ki...

Canım kızım,

Daha sen doğmadan ettiğim duaların birer birer gerçekleşmesini izlemeyi sürdürüyorum. Sosyal olman, sanatı, sporu sevmen ve bu alanlarda gercekten basarılı islere imza atman beni o kadar mutlu ediyor ki. Açılışı doğduğun aya isabet eden "Etkin Fare" gerçekten seni her şeyinle temsil ediyor anis. Beni günler öncesinde davet ettiğin "El Sistema" konserine oruç dolayısı ile verdiğim olumsuz yanıt için şu an gerçekten üzgünüm. Böylesi bir şefi ve bir daha belki de hiç izleyemeyeceğim cıvıl cıvıl gençlerin verdiği bu büyülü konseri kaçırdım maalesef.

Seni ve hayallerini daha yüksek yerlerde görmek ümidi ile blogunu tebrik ediyorum.

Annen

Özgür Demren dedi ki...

Bu konser inanılmaz bir organizasyonun ürünü. Proje gıpta edilecek bir proje. Türkiye'de her şeyin parayla ölçüldüğü , sanatçının değersizleştirildiği, yeteneklerin köreltildiği gerçeğini yaşarken bu konuda yapacak çok şeyleri olanların ders almasını ümit ederim.
Böylesi güzel bir proje anlatımınla daha da güzelleşmiş. Ne yazık ki gidemedim ama en azından kızım gitti. Çok mutlu ayrılmış konserden.Sevgiler...
Özgür

Adsız dedi ki...

Merhaba Zeynep,
Öncelikle "Etkin Fare"'n hayırlı olsun:)
annenin senin için yazdıklarını okudum ve çok etkilendiğimi belirtmek isterim..(darısı Bir baba olarak kızımın başına diyorum)Annenin yazıklarına ilave olarak bir yeteneğini daha belirtmek isterim beraber çalıştığımız yıllar da dahil olmakla birlikte müziğe olan ilgini ve yeteneğini gizlemek konusunda son derece başarılı olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.:)
bundan sonra kurmuş olduğun bu blogun sıkı bir takipçisi olacağımı bilmeni isterim.
sevgiler,
Murat

cartiertr dedi ki...

Sevgili Fare Kardes,

Turkiye donme hazirliklari icinde oldugum su gunderde,boyle bir site beni epey heycanlandirdi.Elimeden geldigince ben de sana kendi bransimla ilgili yazilar yazmak isterim. Bu site ile dilerim genis kitlelere erisir ve guzel paylasimlar yakalarsin cok cok tebrik eder, tum fare dostlarini selamalarim ;) C.B.S.

Adsız dedi ki...

Sevgili etkin fare,

blogun hayirli olsun. Simdiden cok keyifli olacaga benziyor. Etkinliklerini ve degerli yorumlarini buradan takip edecegiz.

Sevgiler,

BASAK

zephyr dedi ki...

Zeynep'cim, oncelikle seni cok tebrik ederim, gercekten insanin senin gibi hem basarili hem de sosyal ozellikleri cok farkli olan bir arkadasinin olmasi gurur verici. Bu orkestradan senin blogun oncesinde hicbir sey bilmezken simdi ne de cok sey bilir oldum. Algida seciciligim artti ki, THY skylife dergisinde hemen orkestra ile ilgili yazi gozume carpti. Elbette muziklerini dinlemedim, ama sen superdi diyorsan tamam ben de begenirim. Bundan ote o yazida beni cok etkileyen birsey var: "Niyeti çocukların yoksulluk ve suçla çevrili hayatlarına, yüksek kültür denerek onlardan esirgenen klasik müziği dâhil etmek... Çok uzak bir ihtimal ama işliyor. Çocuklar bir süre sonra koşarak gidiyor garaja. Hayata potansiyel suçlu olarak başlamalarına rağmen müzisyen oluyor pek çoğu." (Alinti: http://www.turkishairlines.com/tr-TR/skylife/2011/agustos/cityscope/muzigin-gelecegi-venezuelada.aspx). Esasen dergide soyle de diyordu: "eger bu orkestraya katilmasalardi, genclerin bir cogu cinayet ya da uyusturucuya bulasacakti". Bu da sanirim orkestranin ve fikrin yuceligini aciklamaya yetiyor. Beni de mutlu etmeye... Tesekkurler Zeynep...

Adsız dedi ki...

Zeynep Hanım blogunuzun hayırlı olmasını dilerim.Saygılarımla
Dr. Atilla Şengör