10 Nisan 2019 Çarşamba

Gerçek

Gerçek ortaya çıkacak mı?

Cuma neşesini severim. Özlem’le de epeydir görüşmüyoruz. Şu oyuna, şu güne alıyorum dedim, 1 dakika içerisinde 'tamam' dedi, 30. dakikada da biletleri almıştım. Öylesi mi böylesi mi diye devam eden, uzun whatsapp yazışmaları beni benden alıyor. Dolayısıyla bu organizasyon bünyeme iyi geldi.

İş çıkışı Zorlu’da buluştuk. İşten tam çıkarken beklenmedik ve ashap bozucu anlar yaşadım. Hemen üstüne Özlemle buluşmak çok iyi oldu, görüşemediğimiz arayı kapatırken bu saçma konuyu düşünmeme fırsat kalmadı. Hele de konu, yavru vatan oldu mu değmeyin keyfimize.
Özlemle Zorlu'da tiyatro akşamı, 8 Şubat 2019, İstanbul
Eately’de yemeğimizi yedikten sonra kahvelerimizi de alıp salona geçtik. Biletleri çok geç almama rağmen yerimiz fena değildi.

Ödüllü Fransız yazar Florian Zeller’in eserinden uyarlanan "Gerçek" (La Vérité) çok güzel bir komedi. Geçtiğimiz Kasım ayında prömiyer yaptı. Talimhane Tiyatrosu ve Zorlu PSM’nin ortak yapımı olan oyunda Levent Üzümcü, Kubilay Tunçer, Neslihan Yeldan ve Özge Özder oynuyor.
Laurence (Neslihan Yeldan) ve Michel (Levent Üzümcü) tek çocuklu parizyen bir çift.
Gerçek, Zorlu PSM, 8 Şubat 2019, İstanbul.

Paris’te yaşayan iş-güç sahibi, modern, biri çocuklu, biri çocuksuz iki evli çifti düşünün. Bunlardan ikisi en iyi arkadaş, ikisi de sevgili olursa ne olur? Yalanla gerçek birbirine güzel karışır. Ana düstur şudur: "Aslında yalan söylemiyoruz, sadece doğruyu anlatmıyoruz.". Temelde dostluk olsa da sonuçta ihanetler söz konusudur ve gerçek er geç ortaya çıkar.
Michel, sevgilisi Alice'in (Özge Özder) muayenehanesinde. Gerçek, Zorlu PSM, 8 Şubat 2019, İstanbul.

Florian Zeller’in metni sizi her aşamada şaşırtmayı başarıyor. Levent Üzümcü çok iyi bir oyuncu, çok eskiden BKM’de tek kişilik bir oyununa gitmiştim, orada da çok beğenmiştim. Sadece keşke bu kadar kilo almasaymış diyebilirim. Kubilay Tunçer’in -evet sihirbazlık da yapan- çabasız oyunculuğu ilgimi çekti; hiç yormuyor, mesajını da güzel veriyor. Özge Özder’i daha iyi beklerdim, heyecanlı gibiydi. Neslihan Yeldan’ı ondan daha iyi buldum. Bu oyunu erkek oyuncular sırtlanmış belli ki.
Michel, en yakın arkadaşı Paul'ün (Kubilay Tunçer) kendisini teniste yenmesine izin veriyor, çünkü Paul'ün karısı Alice ile birlikte olduğundan suçluluk duyuyor. Gerçek, Zorlu PSM, 8 Şubat 2019, İstanbul. 
Dekorları çok beğendim. Ayrıca teknik açıdan modern sahnelerin hali bir başka. Mehmet Ergen de oyunları tüm dünyada merakla beklenen Florian Zeller'in metnini, güzel uyarlamış ve yönetmiş.
Michel, sonunda karısına itiraf ediyor ama acaba karısı masum mu? Gerçek, Zorlu PSM, 8 Şubat 2019, İstanbul.

Fransız ekolünden bir oyun olması nedeniyle şunu belirtmek gerekir ki; Fransız toplumu cinsellik konusunda çok açıktır, metres ilişkisi de epey yaygındır. Özellikle belirli yaşın üzerindeki evli Fransız hanımlar, eşlerinin hayatında kendilerinden daha genç bir hanım olduğundan çoğu zaman haberdardır ama evli kalırlar. Bir kısmı eşlerinin metreslerinin kim olduğunu da bilir, hatta aynı arkadaş grubundan bile olabilirler. Bu hanımların kendileri de benzer ilişkiler içinde olabilirler, dolayısıyla kin gütmeye gerek ve ödeşmede de hiçbir sorun yoktur.
Michel ve Alice, şehir dışında bir oteldeler ama akılları eşlerinde. Gerçek, Zorlu PSM, 8 Şubat 2019, İstanbul.

‘Metres’ (maîtresse) de Fransızca kökenli bir sözcüktür. Bu konuda yapılmış epeyce Fransız yapımı film vardır, başrollerinde Gerard Depardieu sıkça bulunur. Kısaca Fransızlar değişiktir; evlilikte sadakatsizliği, mesleki deformasyon olarak görürler, bu konuda dürüstlüğe gerek yoktur (hatta dürüstlüğü kırıcı bulurlar). Dolayısıyla da boşanmazlar, tam tersi bunu evliliğin sürdürülebilirliğinde araç olarak kullanırlar. İlginç kültür. Bizim kültürümüze ya da anglo-sakson dünyası dahil birçok kültüre bu asla uymaz. Bu kültürü merak edenler, İngiliz Daily Mail’de yayımlanmış, Fransız biriyle evlenen İngiliz bir kadının başından geçenleri anlattığı yazıya göz atabilirler.
Oyun sonunda selam ve alkış. Gerçek, Zorlu PSM, 8 Şubat 2019, İstanbul.
Ezcümle ülkemiz gündeminin de en önemli araçlarından "algı yönetimi"nin "sosyal" örneklerini bolca barındıran Gerçek’i izlemenizi tavsiye ederim. İçi boş bir aldatma komedisi değil. Bu Fransız oyununa gidecek olanlar, oyunu Fransız toplumunun yukarıda bahsettiğim altyapısını bilerek izlerse, oyun yerini çok daha iyi bulacaktır.

Oyunun yazarı Florian Zeller’in de içine doğduğu toplumun 'gerçek'lerini, tüm çıplaklığı ve komik yönleriyle sunduğu kesin. O zaman Fransızca bitirelim: C’est la vie, c’est la vérité!

Özgün Adı: La Vérité (Orijinal Prömiyer: Paris, 2011)
Yazan: Florian Zeller
Çeviren: Kerem Ayan
Uyarlayan ve Yöneten: Mehmet Ergen 
Dekor: David Woodhead
Prömiyer: 28 Kasım 2018, Zorlu PSM, İstanbul

5 Nisan 2019 Cuma

Pinter at the Pinter

İngiltere'nin en tanınmış oyun yazarlarından Harold Pinter gençliğinde, herıld yani. Tamam, kötü espri.
Londra seyahatimin bir sonraki etkinliği, eşi benzeri görülmemiş bir tiyatro serisinin altıncısı idi: Pinter 6.

Harold Pinter (1930-2008), Nobel ödüllü İngiliz oyun yazarı ve yönetmen.
20. yüzyılın en önemli oyun yazarlarından kabul edilen Harold Pinter dinleniyor. 

İngiliz tiyatrosuna birçok yenilik katan, tiyatroyu daha erişilebilir hale getirme amacını güden, genç ve yaratıcı yönetmen Jamie Lloyd da Pinter’ın ölümünün 10. yılında 21 kısa oyununu (1956-2000 yılları arasındaki) bir maraton halinde sahnelemeye karar vermiş. Dahiyane bir fikir.
Pinter at the Pinter serisinin fikir babası, artistik direktörü ve Pinter 6'nın yönetmeni Jamie Lloyd, 1980 doğumlu.

Harold Pinter’ın West End’de kendi adını taşıyan tiyatrosu var. Dolayısıyla bu maratonu "Pinter at the Pinter" diye adlandırmışlar. Harika. Bu festivalde -festival denebilir sanırım- yer alan yönetmen ve oyuncuların büyük çoğunluğu Harold Pinter’ın arkadaşlarıymış. Bu yönüyle de duygusal.

Gündüzü biraz avare dolanmacalar, biraz da alışverişle geçirdim, sonsuz indirimler vardı. Alışverişe bayılmadığımı bilenler bilir ama birkaç spor malzemesi ihtiyacı vardı, onları hallettim.
Trafalgar'ın köşesinde bu minik yapı nedir sizce? İngiltere'nin en küçük polis merkezi. Bu gizli polis kutusu, Scotland Yard tarafından 1926 yılında yerleştirilmiş. Amaç, Londra'nın en popüler protesto alanı olan Trafalgar Meydanında olan biteni anlık takip etmek. Buna o dönemin "insan CCTV"si demek mümkün. İçinde Scotland'a ve BBC'ye direkt bağlanan hatlar var. İlginç ve hoş geldi bana. 15 Ocak 2019, Londra.

Bir gün önce dışarıda yediğimiz için bugün evde yiyelim dedik. Harold Pinter Tiyatrosu da bize birkaç dakikalık yürüme mesafesinde, rahatız. Tarhana çorbası yaptım, kardeşim Can da işten dönerken Pepe’den dilim pizza ve cannoli aldı. Yemeğimiz güzeldi, yarı pis. Sonra oyun için çıktık.
Harold Pinter Tiyatrosu, neredeyse 140 yıllık bir bina.
Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019. Londra.
İlk olarak 1881’de Royal Comedy Theatre adıyla açılmış ve o günden bugüne çok meşhur sanatçıları ağırlamış. 2011’de adı Harold Pinter Theatre’a çevrilmiş.
Oyun başlamak üzere. Go Pinter! Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.
Üç katlı binanın en tepesine tırmandık. At nalı şeklinde tasarlanmış balkonların üçüncü katında yerimiz. Oldukça dik. Bilet satarken baş dönmesi, vertigo gibi sorunu olanları uyarıyorlar. Yerinize sıkı sıkı tutunarak geçmek en iyisi. Hiç bu kadar dik bir tiyatro salonunda bulunmamıştım, sahneyi adeta kuş bakışı izliyorsunuz.
Ay kafamı tavana vurdum. Şaka şaka! Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.
Koltuklar dar. Oyun ara dahil yaklaşık 90 dakika. Dikkat ettim de arada pek yerinden kalkan olmadı, kalksa da zor oturacağını biliyor insanlar, ortam çok sıkışık.
Oyun arasında indirilen güvenlik perdesinin tatlılığına bakın. Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.

Biletleri cumartesi günü gişeden kişi başı 25 pounda aldım. Bu seyahatimde katıldığımız diğer etkinliklere göre göre erişilebilir sayılabilecek bir fiyat. Salonun alt katlarına indikçe fiyat 5-6 kat artıyor, zaten 2-3 yer kalmıştı. O nedenle en üstteki son 2 yeri almak o an mantıklı göründü. Ancak en üst de aşırı üst be kardeşim. Nasıl bir salon mimarisi anlamadım. Mimar, inşaat mühendisi dostlarımız bir göz atsın.

Pinter 6’da, yazarın Party Time ve Celebration adlı iki kısa oyunu eşleştirilmiş. Kadroda meşhur oyuncular var: Tracy-Ann Oberman, Ron Cook, John Simm, Katherine Kingsley, Gary Kemp veee efsanevi Celia Imrie.
Liz (Katherine Kingsley), Fred (Gary Kemp) ve Dame Melissa (Celia Imrie).
Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.
Party Time, sahnenin önüne seyircilere dönük dizilmiş iskemlelerde oturan dört erkek, dört kadın oyuncunun kadeh kaldırması ile başlıyor. Gavin, nüfuz sahibi bir kişi, bir güç simsarı, pahalı bir parti düzenliyor. Partide arkadaşlarına üyesi olduğu seçkin kulüplerden, gittiği lüks ada tatillerinden ve birlikte olduğu kadınlardan bahsediyor. Partidekiler bu pahalı ve kasıntı ortama ayak uydurmaya çalışa dursun Londra sokaklarında askerler kol geziyor, helikopterler uçuyor. Buradan askeri ya da politik bir kriz sırasında birilerinin partilemekte olduğunu anlıyoruz. Tarih itibarıyla düşünürsek Margaret Thatcher dönemine tekabül ediyor.
Dusty (Eleanor Matsuura), Charlotte (Tracy-Ann Oberman), Douglas (Ron Cook) ve Terry (John Simm).Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.
Oyunun ana teması sosyal sınıflar. Hiyerarşik bakarsak, oyundaki karakterlerden Dame Melissa, sosyal hiyerarşinin en tepesinde yer alıyor. Ne de olsa "Dame" unvanını almış. Üst sınıf bir arisrokrat. Öyle ki bir ara Gavin’in sorusuna şöyle cevap veriyor: "... the way it flew over my valley. It made me cry." Yani Dame Melissa’nın öyle büyük arazileri var ki "benim vadim" ifadesini kullanıyor. Yine başka bir cümlesi: "My driver had to stop at a ... what do you call it? ... Roadblock." Dışarıda askeri darbe ya da sokak ayaklanması var, yolda barikatlar kurulmuş. "Onlara ne deniyordu? Haa barikat..." diyor.
Charlotte (Tracy-Ann Oberman), Fred (Gary Kemp), Terry (John Simm) ve Gavin (Phil Davis).
Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.

Oyun boyunca 'kibir nedir' sorusuna tam anlamıyla cevap buluyorsunuz. Harold Pinter’ın bilhassa yaptığını düşündüğüm başka bir şey de sürekli tekrarlanan replikler. Karakterin entelektüel eksikliğini ve kendine güvensizliğini yansıtmak için yapılan bir taktik. Örneğin Liz diyor ki "I think this is such a gorgeous party. Don’t you? I mean I think it’s such a gorgeous party. Don’t you?" = "Aptalım, kendi fikrimi sürekli onaylatma ihtiyacı duyuyorum." Günümüze bakarsak ilk akla gelen "Aynen" ifadesinin gereksiz ve gereksizliği yetmiyormuş gibi "Aynen aynen" şeklinde tekrarlı kullanımı.
Terry'nin (John Simm) karısı Dusty (Eleanor Matsuura), kardeşi Jimmy'nin akıbetini merak ediyor ve ağlıyor. Ancak kocası Terry devamlı Dusty'yi aşağılıyor.
Oyunda sokağı temsil eden Jimmy karakteri de çarpıcı. Jimmy harap olmuş, adını dahi unutmuş bir kişi. "I had a name. It was Jimmy. People called me Jimmy. That was my name." diyor. Jimmy baskıcı toplumda ezilmiş, köleleştirilmiş.
Oyunun bitiminde Jimmy (Abraham Popoola) kapıdan girer, gerilimli anlar başlar. Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.

Pinter, 1991 tarihli bu kısa oyununda, toplumun ne kadar yozlaştığını, duyarsızlaştığını, insanların gerçek hislerinin yok edilip toplumun kontrol ettiği nesneler haline geldiğini güzel ortaya koymuş. Özeti: Modern toplum, bizi kendimizden uzaklaştırıp çeşitli stereotiplere tapar hale getirdi.

Gelelim aradan sonra yine aynı oyuncuların rol aldığı ikinci kısa oyuna: Celebration. Öncelikle bu bölümdeki kostüm, dekor, saç ve makyajlara hayran kaldığımı belirteyim. Set ve kostüm tasarımları Soutra Gilmour’a ait.
Pinter 6'nın Celebration kısmı çok eğlenceliydi. Hele de sol baştaki Suki'nin (Katherine Kingsley) farklı aksanı ve tonlamaları inanılmaz komikti. Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.

Londra’nın şık bir restoranındaki kutlama masasındayız. İki çift, evlilik yıldönümlerini kutluyor (İki erkek kardeş, iki kız kardeşle evli.). Yemek devam ederken üçüncü bir çift (bir bankacı ve eskiden sekreteri olan karısı) aralarına katılıyor, şaraplar devrildikçe diller çözülüyor ve anlıyoruz ki bu insanlar arasındaki ilişkiler göründüğü gibi değil.
Lambert (Ron Cook) ve Prue (Celia Imrie), evlilik yıl dönümlerini kutluyorlar.
Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.
Bir de Abraham Popoola’nın canlandırdığı çok komik bir garson var ki yemek sırasında devamlı araya girip büyükbabasının hikayelerinden bahsediyor. Meğer büyükbabası hem edebiyatçı hem politikacı, hem her şeyci efsanevi bir insanmış. Bir dönem herkesin Selanikli olması gibi bir şey.
Garson rolündeki Abraham Popoola, harikalar yarattı.
Katherine Kingsley, eski sekreter rolünü muazzam canlandırdı, çok komikti. Tracy-Ann Oberman ve Celia Imrie krepeli koca kafalarıyla yırtıcı iki kız kardeş rolünde harikaydılar.
Kulisten bir ekip fotosu. Celebration oyununun kostüm, saç ve makyajları burada daha net görünüyor. Muhteşem! Tracy-Ann Oberman'ın Chanel kolyesi, canım Celia Imrie'nin leopar elbisesi, Ron Cook ve Phil Davis'in gömlekleri oyunun temasına cuk oturmuş.

Pinter’ın son sahnelenen oyunu olan 2000 tarihli Celebration gerçekten çok komik. "Yeni" zenginlerin banalliğini ve gösterişe düşkünlüğünü harika veriyor. Ülkemizde de çevremize baktığımızda bunu fazlasıyla görebiliyoruz. Özgünlük kelimesinin karşılığı tamamen bittiği gibi her şey maddiyatla ölçülür halde.
Julie karakterini canlandıran Tracy-Ann Oberman da evlilik yıl dönümünü kutlayan çiftlerden.
Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.

Çok eğlendik. Büyük alkışladık.
Alkışta bir fotograf alayım dedim ama patladı. Ne kadar yüksekte olduğumuz buradan da anlaşılıyor. Fotoda görülen localardan birinde Ricky Gervais de Pinter 5'i izlemişti karısı ve birasıyla birlikte.
Pinter 6, Harold Pinter Tiyatrosu, 15 Ocak 2019, Londra.

Bu oyun 26 Ocak itibarıyla bitti. Ancak Pinter serisi sezon boyu devam ediyor. Örneğin Pinter 7’de Martin Freeman (Sherlock’taki Dr Watson) oynuyordu.
Pinter 6 bitti, gidiyoruz, keşke bitmeseydi.
5 Mart itibarıyla sahnelenmeye başlanan Betrayal ise ayrı bir efsane, kaç aylık biletleri şimdiden tükenmiş durumda. Kimler yok ki?

Tom Hiddleston, Charlie Cox (Daredevil), Zawe Ashton. Biletler 80-200 pound arası. Betrayal, Harold Pinter’ın en popüler oyunlarından biri. İzleyebiliriz umarım.
Pinter 6 oyun çıkışı, 15 Ocak 2019, Londra.

28 Mart 2019 Perşembe

Maça Kızı

Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Opera, aşkım. Londra, aşkım. İkisi birlikte ilk defa gerçekleşiyor. Gelişlerim kaç yıldır hep sezon dışına denk geldi. 2019 yılının ilk operası, büyük şans ki Tchaikovsy’nin Maça Kızı (Queen of Spades), üstelik prömiyeri. Kardeşim Can, gişe görevlisinin de yardımıyla harika yer buldu. Baştan söylüyorum, ekonomik sayılmaz. Ancak değer mi? Kesinlikle!
Can, 13 Ocaktaki prömiyere 8 Ocakta iyi yer buldu. İadeler olmasa zordu tabii.
Buna da mı "mind the stairs"?
Leicester’da oturuyoruz, dolayısıyla Kraliyet Operasına yürümek sadece 10 dakika sürüyor. Maalesef ve nedeni bilinmeyen bir şekilde evden ancak çıkabildik. Sanırım BBC’deki komik Brexit tartışmalarına daldık ya da Chaby Han’a takılmış da olabiliriz. Geç kaldığımız için koşar adım -yanımızdan geçen kraliyet atları daha yavaştı- operaya vardık. Oyun matine, 15.00'da.
Temsil öncesi panoramik çalışmalarım. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Bina devasa, daha yerimizi bulacağız. Neyse dolu olan asansörlerden birine attık kendimizi. Yerimize oturduğumuzda ikimizin de sırtı sucuk gibiydi. Çok heyecanlıydım, temsil başlayana kadar Can’a biraz operanın konusundan bahsettim.
3 saatlik maratona hazır mıyız? İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Rus bale müziğinin babası sayılan Tchaikovsy'nin en meşhur operası Eugene Onegin olsa da en iyi operasının Maça Kızı olduğu söylenir. Tchaikovsy, Maça Kızı ile ilgili çalışmalara 1889'da başlıyor. Oyun 1890'da St Petersburg Mariinsky Tiyatrosunda prömiyer yapıyor ve büyük başarı elde ediyor.
Temsil kitapçığını 8 pounda aldım, Allahım sen büyüksün, lütfen kuru düşür. Kaliteli baskı.
İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Maça Kızı üç perde, tek ara ve yaklaşık 3 saat 15 dakika sürüyor. Dolayısıyla aç, susuz ve yorgun gelmemenizi öneririm.
Tek bir boş koltuk yok, orkestra da yerleşti, Maça Kızına son dakikalar. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Hollanda Devlet Operası ile ortak prodüksiyon olan Maça Kızının rejisörü Norveçli Stefan Herheim. Kuzeylilerin sanat ve tasarım anlayışını, aktör, film ve dizileri ile olaylara insancıl yaklaşımlarını (Bir bebek doğduğunda erkekler dahil kendi ördükleri hediyeleri götürüyorlar, polisleri silah dahi taşımıyor, hapishaneleri tatil köyü kıvamında, vb) severim. Stefan Herheim da bunu haklı çıkardı. Son derece orijinal bir reji izledik. Bazı yönleriyle de eleştiriye epey açık bir tarz.
Bariton Vladimir Stoyanov ile Paulina rolündeki Anna Goryachova ve Prelipa rolündeki Jacquelyn Stucker ile birlikte. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Prömiyer sonrası çıkan yazılar da bunu doğruluyor. Bazı yorumlarda ‘lavish production’ ifadesi kullanıldı. Yani gereksiz yere büyük ve masraflı anlamlarında. Guardian ve Telegraph’da 5 üzerinden 2 yıldız verenler oldu. Independent 5 üzerinden 3, Standard ve Sunday Express 5 üzerinden 4 verdi. Ben 5 üzerinden 4.2 veriyorum. Tchaikovsy’nin hayatını inanılmaz güzel yorumlamış, adeta çoklu Tchaikovsy rejisiydi diyebiliriz. Hatta çeşitli sahnelerde Tchaikovsy klonlanmıştı.
Prens Yeletsky / Tchaikovsky ve klonları. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Bir kere çok büyük bir prodüksiyondu. Kostüm ve dekorlar muazzamdı. Fransız stili pencereler, etkili ışık kullanımıyla müthiş görsellik kattı. Ankastre kütüphane, yeşil kadifeden kapitone berjerler elitizm ve dönemin imparatorluk ögelerini iyi hissettirdi. Görkemli kristal avizeler bazı sahnelerde başroldeydi.
Görkemli bir sahne. Bu avizelerin bir sağa bir sola sallandığı bir sahne vardı ki muhteşemdi, operada teknik ve güvenlik de çok çok önemli. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Kuyruklu piyano ise sonda tabut olarak kullanıldı ki ancak bir kuzeyli yaratıcılığı bunu gerçekleştirebilirdi. Fikir çok iyi. Kafesteki siyah yırtıcı kuş ise Tchaikovsy’nin kadınlardan korkusunu yansıtıyordu. Aynaların kullanımı ise muhteşemdi, Tchaikovsy’nin benliğine hapsolmuşluğunu, gelgitlerini iyi yansıttı.
Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Temsilde Tchaikovsy’nin kısmetsiz yaşantısı tüm ayrıntılarına kadar yer bulmuştu: Homoseksüelliği, intihara meyli, kadınlardan korkması, 53 yaşında intihar etmesi (koleralı olduğunu bildiği suyu içerek)... Rejisörün ana metinden ziyade Tchaikovsy’nin hayatına odaklanarak ilerlemek istediği açık.

Oyunun librettosu Tchaikovsy ile Tchaikovsy’nin kardeşi Modest’a ait, bilmeyenler için Modest da gay. 19. yüzyılda bu tercihi yaşarlarken içinde bulundukları toplumla baş etmeleri zor.

Oyunda Prens Yeletsky, Tchaikovsy’nin kendisi aslında. Sıklıkla Tchaikovsy’yi delicesine beste yaparken piyanonun başında ve beste yaptığı kağıtları sağa sola saçarken görüyoruz. Tchaikovsy, esasen oyundaki karakterleri yönetiyor (Bunlar metinde olmayan ve rejisörün eklediği hoşluklar). Arada da kendi klonundan -20-25 kişilik- koro çıkıyor, ona eşlik ediyor. Haşmetli, zengin sahnelerdi, kelimeyle aktarmak güç.
Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Maça Kızı Operası esasen Rus edebiyatçı Pushkin’in kısa öyküsüne dayanıyor: Genç asker Gherman, Liza’ya aşık olur ancak bu imkansız bir aşktır. Çünkü Liza, arkadaşı Prens Yeletsky ile nişanlıdır. Gherman, Liza’nın kendisinden hoşlanmayan büyükannesi Kontes’in iskambilde kendisine servet kazandırabilecek bir sırrı bildiğini öğrenmiştir. O gizemli üç kart sayesinde paraları kazanıp Liza'yla evlenmek istemektedir. Bir gece yaşlı kadının odasına Liza’nın yardımıyla girer ve ona bu kartların hangileri olduğunu söylemesi için yalvarır, sonunda da onu tehdit eder. Gelin görün ki kadın oracıkta ölür ve hayaleti o üç kartı söylemek üzere Gherman’a musallat olur. Gherman da her şeyini bu kartlara yatırır.
Arada incelemelerime devam ediyorum. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Kostümler, siyah-beyaz ve tonları şeklinde düzenlenmişti. Bordo maskeler Tchaikovsy’nin farklı kişiliklerine de atıfta bulunması açısından iyi düşünülmüş. Koronun saç-makyajı, erkeklerin bıyık ve sakalı ile kadınların -düğme şeklinde dudağın ortasında yoğunlaştırılan- rujları, acımasız toplum baskısını vermekte bana göre etkili ögelerdendi.
Tiffin Çocuk Korosu, oyuna kanımca büyük renk kattı. Sahne arkasından bir kare.
Koroyu çok beğendim. Harici kız ve erkek çocuk koroları ile de zenginleştirilmişti, çok iyiydi. Tiffin Çocuk Korosu ve Tiffin Erkek Çocuk Korosu, koreografiyi de harika çıkardılar. Muazzam bir müzik ziyafetiydi diyebilirim. TRT Çoksesli Korolarında geçmişi olan biri olarak ne kadar disiplin ve sorumlulukla hareket ettiklerini hissedebildim.

Bu temsil, çok yönden ilkleri barındırmasının yanı sıra, bir sonu da barındırıyordu. Maça Kızı, 74 yaşındaki meşhur İngiliz mezzo soprano Felicity Palmer’ın son oyunu. Bu prodüksiyondan sonra emekliye ayrılacağı ve hayatına sevdiği dostlarıyla devam edeceği yönünde röportaj verdi.
İngiliz mezzo Felicity Palmer'ın performansı çok iyiydi. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Solistlere gelirsek, her biri isimli kişilerden seçilmişti. Favorim Bulgar bariton Vladimir Stoyanov. Müthiş bir ses. Stoyanov, hem Tchaikovsky’yi hem Prens Yeletsky’yi müthiş bir şekilde seslendirdi. Prensin ‘Seni seviyorum, biliyorum ki sen beni sevmiyorsun…’ diyen aryası zaten müthiş bir müzik. Stoyanov’un bölümlerinde tüylerim diken diken oldu diyebilirim. Hem kuvvetli hem de yerine göre yumuşak ve nazik söyledi. Derinliği olan bir sanatçı.

Kontes rolündeki Felicity Palmer’ı beğendim. Yaşından bağımsız olarak performansı etkileyiciydi. Bu karakteri en son 20 yıl önce seslendirmiş. Liza karakterini seslendiren Hollandalı soprano Eva-Maria Westbroek’ta sanki prömiyer heyecanı vardı. Yine de Eva-Maria, Eva-Maria’dır yani.
Eva-Maria Westbroek. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Son olarak orkestraya değinmeden geçmem imkansız. Olağanüstü çaldılar. Yaşanmışlıkta dolu olduğunu her notasında hissettiren Tchaikovsky’nin müziğine müzik kattılar denebilir. Adamın müziğindeki kapsayıcılığı içimizde hissedebiliyorduk. Çok iyiydi. Çıkışta ‘Rejiden bir şey anlamadım’ diyenleri duydum; ancak sadece solistler, koro ve orkestra için bile görülmeye değer bir iş.
Yanımdaki uykucu arada salonu terk etti, mesudum. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Rahatsız edici tek şey, yanımda oturan kadının, oyunun başından itibaren eşinin omzunda uyuması oldu. Dönerek yattığı ve kilolu da olduğundan kadının üçte biri, oyunun ilk bölümü boyunca üzerimdeydi. Bu nasıl bir rahatlık anlamadım. Kilo sorunum olsa ve operaya uyumaya gidecek kadar param da olsa çift koltuk satın alırdım. İyi fikir bence. Neyse ki ilk arada eşi kolundan tutup götürdü de yerler boşaldı, biz de rahatladık.
Temsil sonu, ekip selamda, alkış büyük. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Büyüleyici bir müziko-dramayı, saykodelik bir reji ile izledik. Kafa karıştırıcı yönleri var. Londra’da olan ya da Londra’ya gidecek meraklıları, bu prodüksiyonu kesinlikle kaçırmamalı. İstanbul'da olanlar da Maça Kızı'nın Londra'dan canlı yayınını Zorlu PSM'de izleyebildi. Güzel bir imkan.
Dekor ve kostümleri çok beğendim. Maça Kızı, İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Çıkışta biraz binayı gezdik. Restoranları, farklı farklı salonları, önceki temsillerden kostüm ve tasarım örnekleri ile hoş bir ortam.
Ufo Can'a indi, Can biraz daha ortala. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.


Erken gelip yemek yenebilir. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.

Göze hitap ediyor. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
İhtiyaç molası için aşağı iniyorum, ortam bu. İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Vay Can, çalılıklara mı saklandın? İngiliz Kraliyet Operası, 13 Ocak 2019, Londra.
Sonra operanın yakınındaki The Chandos Pub’a girdik. Canım klasik fish&chips w beer istemişti. Kocaman eski bir pub burası. İçeri bir girdik ki insanların çoğu küloduyla dolaşıyor. Can dedi ki "Üniversiteliler bir kıyafet(sizlik) partisi düzenliyor herhalde".
The Chandos'un üst katındaki Opera Room. 13 Ocak 2019, Londra.
Bu muhteşem opera akşamının üstüne çığlık çığlığa bağıran doncuları çekemeyecektik. Pub'ın üst katındaki ‘Opera Room’a çıktık. Baktık ki bu katın da yarısı öyle, koltuklu rahat bir yer bulup çöktük artık. Ortam komikti, pantolon ya da eteğini çıkarmak istemeyenlere mahalle baskısı yapıyordu çıplak İngilizler. Baskıya dayanamayıp çıkaran her kişi için de kulakları sağır eden bağırışlar geliyordu.

Güzel yemeğimizi yedik, üstüne ilave biralarımızı da içerek evin yolunu tuttuk. Gece evde haberlere bakarken anladım ki 17 yıl önce NY’de başlayan ve diğer dünya kentlerine de yayılan metroda pantolonsuz yolculuk eyleminin Londra’daki günüymüş (13 Ocak). Bulur beni illa ki. Ey İngiliz, metroda çıplak yolculuk ettiniz, milli mekanınız pub’ınızda da giyininiz artık! Teşekkür ederim.
Metroda Pantolonsuz Yolculuk adlı parodinin Londra şubesi.